# Adas’ta yeni sergi: “Standart”

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-04-10

Updated: 2019-05-12

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/adasta-yeni-sergi-standart/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Adas’ta yeni sergi: “Standart”", SanalSergi, 2019-04-10, https://www.sanalsergi.com/adasta-yeni-sergi-standart/

Summary: adas, 7 Nisan – 11 Mayıs 2019 tarihleri arasında, Michel Foucault’un “Disiplin Toplumu” kavramı üzerinden şekillenen Standart sergisine ev sahipliği yapıyor.

Categories: Sergiler (Arşiv)

Tags: adas, sergiler, standart

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/ic3bcc3a7l-ec39frikavuk-jozef-erc3a1evik-amado.jpg

---

[adas](http://adas.ist/), **7 Nisan – 11 Mayıs 2019** tarihleri arasında, Michel Foucault’un “Disiplin Toplumu” kavramı üzerinden şekillenen **S****tandart** sergisine ev sahipliği yapıyor.

Bireysel ve sosyo-politik durumların
insan üzerindeki baskı, dış kontrol ve evrilen iç kontrol meseleleri,
tektipleştirilmiş insan ve toplum durumlarına dair ele alınan sergi **Melike Bayık**
 küratörlüğünde gerçekleşiyor. Sergide yer alan sanatçılar arasında
İhsan Oturmak, Yuşa Yalçıntaş, Işıl Eğrikavuk & Jozef Erçevik Amado,
 Merve Dündar, Erinç Seymen, Leyla Emadi, Nasan Tur, Zafer Akşit, Özlem
Günyol & Mustafa Kunt ve Ferhat Özgür bulunuyor.

Michel Foucault’un 18. ve 19. yüzyıllarda
 o döneme dair bir yaşam biçimi üzerine temellendirdiği Disiplin Toplumu
 kavramı bugün dünya üzerinde hala geçerliliğini sürdüren bireylere ve
topluma salt olarak indirgenmiş bir terimdir. Foucault hükümet, ekonomi,
 sosyal yaşam ve politikaya dair iktidar merkezli bir yönetim biçimini
tasvirlemiştir. Disiplin Toplumu’nda üretim ve yaşam biçimleri içinde
halk potansiyel bir karşı duruş olarak kontrol altına alınmalı ve
yönetimi/ iktidarı zorlamaya itecek bir gücü içinde barındırmamalıdır.
Bu ve benzer gerekçeler ile halkın kontrol edildiği standardize bir
vasyayona sokulduğu zorunlu bir yönetim ve disiplin yapısı görünürlük
kazanır. Foucault toplumların kontrol altına alınma biçimlerini çeşitli
yöntemler ile ele alır. Bu kontrol altına alma biçimleri içinde aslında
birbirine paralel iki yapı gözle görülür. Bunlardan birisi disiplin
merkezleri, diğeri ise disiplin toplumlarıdır ve bunlardan birisi
olmadan diğerinin olması çok da mümkün değildir. Baskıcı bir yönetim
biçimi kitleleri kendilerine ya da direkt yönetim biçimlerine dair
olabilecek tepkisel bir yaklaşımı riske etmemek adına kontrol altına
almayı hedefler. Bu kontroller ise iktidarların yönlendirdiği, sosyal
hayat içinde önemli olan eğitim kurumları, hastaneler, hapishaneler gibi
 disiplin merkezleri olarak nitelenen yapılardır.

Standart sergisi ise Foucault’un Disiplin Toplumu kavramı çerçevesinde dünya üzerindeki toplumsal algı  ve yönetim biçimleri, hükümetler üzerinden şekilleniyor. Sosyal ve  toplumsal komuta mekanizması tarafından tektip yönetimi ve yönlendirmesi  basitleştirilmiş bir toplumu, standardize edilmiş genel bir sınıf  algısı yaratması üzerine çerçevelenerek disiplinler arası çalışan on bir  sanatçıyı bir araya getiriyor. Disiplinci bir yönetim aslında düşünce  ve pratik sınırlarını, parametrelerini belirleyerek normal veya sapkın  davranışları belirleyip, yaptırıma tabi kılıp, toplumu yönetme ve  kontrol altına alma gibi mekanizmaların işlerliğini aktif tutan bir yapı  olarak beliriyor. Sergi de bu çerçeveye bağlı kalarak, gerek Türkiye  çerçevesinde gerek de dünyada genel bir konu olarak yeterli mantık sunan  disiplin merkezleri ve disiplin toplumları arasındaki ilişkiyi  tartışıyor. Umudun ve umutsuzluğun, kasıtlı ve kasıtsız bağımlılığın  ince sınırlarında gezen sergi, sosyo-politik bir durumun altını çizerek,  sanat ve sosyal eylem arasındaki muhalif duruşunu da görsel ve sözel  bir estetik algı ile disiplinler arası bir yaklaşımla izleyiciye  aktarıyor.

**Standart**, bireysel ve toplumsal
yapının kontrollü bir biçimde mantık çerçevesi dahilinde olağan hale
getirilmesi, basitleştirilmesi, kontrol altına alınması, bilinçsiz ama
kasıtlı bir itaatin göstergelerini fotoğraf, yağlı boya, video,
yerleştirme, neon gibi farklı medyumlarda eser üretimleri ile ele
alıyor. Bireysel ve toplumsal sayılan aidiyet, kimlik, cinsiyet,
varoluş, siyaset, inanç ve kamusal haklar vb. birçok konunun iktidar
nezdinde ele alınış biçimi oldukça örtüktür. Bunun karşısında ise
iktidar tepkiseldir, verilen tepkilerin sıradanlaşması ve kontrollü
olması için yaşamı, kısacası insanı kontrol altına almayı hedefler. Bu
açıdan **standart** ise kişiselden toplumsala yayılan disipline
edilmeye dair bir karşı duruş, bağımsız bir yaşam ve düşünce alanının
ironik bir yansıması olarak izlenebilir.
