# Ara Güler: “Fotoğraf hakikattir sanat olamaz…”

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2018-10-09

Updated: 2018-10-21

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/ara-guler-fotograf-hakikattir-sanat-olamaz/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Ara Güler: “Fotoğraf hakikattir sanat olamaz…”", SanalSergi, 2018-10-09, https://www.sanalsergi.com/ara-guler-fotograf-hakikattir-sanat-olamaz/

Summary: Fotoğrafın duayen ismi Ara Güler ile fotoğraf üzerine bir röportaj… “20. Yüzyılın Yaratıcılarının Portreleri” başlıklı sergiyle Bursa Fotofest’e katılıyorsunuz. Farklı zamanlarda çekilmiş fotoğraflar var. Bu fotoğrafların bir araya gelme sürecinden…

Categories: Röportajlar

Tags: Ara Güler, Hülya Küpçüoğlu

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/10/1008936_620x413.jpg

---

**Fotoğrafın duayen ismi Ara Güler ile fotoğraf üzerine bir röportaj...**

**“20. Yüzyılın
Yaratıcılarının Portreleri” başlıklı sergiyle Bursa Fotofest’e
katılıyorsunuz. Farklı zamanlarda çekilmiş fotoğraflar var. Bu
fotoğrafların bir araya gelme sürecinden bahsedebilir misiniz?**

Günün birinde uyandım ve dedim ki;
siyasetçilerin fotoğraflarını çekip duruyoruz. Niye bunları çekiyorum?
Bunlar mı mühim, yoksa sanatçılar mı mühim. Hiç şüphesiz ki yüz bin kere
 daha büyük adamdır sanatçı. İşte ondan sonra sanatçılarla röportajlar
yapmaya ve fotoğraflar çekmeye başladım. Dünyanın her yerine gittim.
Picasso’dan Salvador Dali’ye kadar gittim ve çektim. Hatırlamıyorum
belki 30 senedir sanatçıları çekiyorum.

**Nasıl irtibata geçtiniz peki?**

Her gittiğim yerde bu kişileri
aradım. Onlara göre koleksiyonlar kurdum. O zaman Hayat Mecmuası ve Life
 Dergisi’ndeyim. Life Dergisi deyince tüm kapılar açılıyordu. Böylelikle
 gittim geldim fotoğrafları çektim ama zorluklar da çıktı.

**Ne gibi zorluklar çıktı?**

Zorluk çıktı dediğim, zor oluyor iletişime geçmek ama sonra hepsiyle de ahbap oldum.

**En çok kiminle zorluklar yaşadınız?**

Mesela Jean Paul Sartre’ı çekmek
istediğim zaman Rosif diye bir kişi vardı onun yardımcısı. Adam tabii ne
 düşünüyor? Bu bir Türk gazeteci diyor. Böyle olunca zaten yarı yarıya
kaybediyorsun. Randevu vermedi. Ama ben Sartre’ı çektim yine de. Kahvede
 falan... Aslında ben dost olarak birkaç saat konuşarak yapmak
istiyordum. Onu yapamadım. Charlie Chaplin’le de yapamadım. Chaplin
kimdir? Dünyanın en cevval, pire gibi kişisi. Buradan girer oradan çıkar
 her şeyi yapar. Ben onunla ilgili resim çekmek istediğimde felç
olmuştu. İstemiyor felçli görülmek. Haklı. Konuşursan konuşuyor ama
fotoğrafının çekilmesini istemiyordu.

**Son günlerde kurduğunuz vakıfla da gündemdesiniz. Vakıf kurmaya nasıl karar verdiniz?**

Vakıf kurmazsan yaptığın her şey
kiloyla satılıyor. Her şey çarçur oluyor. Bir fotoğrafçı arkadaşımızın
çocukları kiloyla sattılar babalarının fotoğraflarını. Ne yaptılar?
Babalarını yok ettiler. Ortalık böyle insanlarla dolu. Olmasın diye
böyle yapıyoruz.

**Vakıf neler yapacak?**

Vakıf önce arşivime sahip çıkacak. Bu
 arşiv sadece benim arşivim değil. Ben bu toprakların adamıyım, bu
toprakların arşivi bu arşiv. Onun için sadece Vakfında sahip çıkması
yetmez. Vakıf koordine edecek arşivimi. Zaten arşivime sahip çıksa yeter
 bu vakıf. Gerisi zaten olur. Sergiler, kitaplar falan.

**“Ha su çekmiş, ha fotoğraf çekmiş aynı şey”**

**Günümüz fotoğraf sanatı üzerine neler düşünüyorsunuz?**

Fotoğrafın sanat olduğuna
inanmıyorum. Hiçbir şey olmayan adamlar kendilerini fotoğraf ile sanatçı
 kılıyorlar. Aslında fotoğrafçı değiller. Ha burnunu çekmiş, ha kuyudan
su çekmiş, ha fotoğraf çekmiş aynı şey. Onlar neyi çektiklerini
bilmiyorlar. Çeke çeke ıstırap çekiyorlar.

**Ressamlar da zaman zaman fotoğrafı kullanarak kendilerini ifade edebiliyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?**

Ressamdan sanatçı olabilir. En çabuk
fotoğraf sanatçısı olabiliyorsun. Sıkıysa ressam ol. Gidip bir
kompozitör olup da senfoni yaz.

**P****eki günümüz foto muhabirliği üzerine ne düşünüyorsunuz?**

Foto muhabirliğinin sanatla ilgisi
yok. Öyle gibi gösterirler. Çünkü makinenin arkasına geçip düğmeye
bastığın zaman artık çıkmamasına imkân yok. Ne çekersen çıkacak.

**Siz hiç sansüre uğradınız mı?**

Öyle bir güç var mı ki?

**Otosansür yaptınız mı peki?**

Onu yapıyorum. Mesela foto
muhabirliğim sırasında fazla kanlı sahneleri koymuyordum. İnsanları
yaşamdan bıktırır diye... Sirkeci’den Yeşilköy’e doğru bir tren
kalkmıştı ve birisi tren camından kafasını çıkarmış, kafası kopmuştu.
Düşen kafayı foto muhabiri buldu ve resmini çekti. Yazı işleri müdürü
zaten böyle bir fotoğrafı koymaz. Çünkü dehşet verici bir sahne.

**Fotoğrafın üzerine karanlık odada ya da bilgisayar aracılığıyla yapılan müdahaleler için ne düşünüyorsunuz?**

Realiteyi bozmuşsa realite olmaz.
Çünkü fotoğraf realitenin parçasıdır. Mesela sinema sanattır ama
fotoğraf sanat değildir. Neden? Çünkü sinemada rejisör diye bir adam
vardır, aktör diye bir adam vardır. Mizansen vardır. Aslında yoktur öyle
 bir sahne. Rejisör ve kameramanın işbirliği ile kurulan bir sahne
vardır. Lokomotif geçer, aktör silahını çıkarır tak diye ötekini vurur.
Sinema sinemadır, imajinasyon vardır ve yalandır. Yalandan doğar. Sanat
yalandan doğar. Ama fotoğraf hakikattir. Hakikatin kopyasıdır. Hakikatin
 parçasıdır, sanat olamaz.

***Röportaj:** Hülya Küpçüoğlu*
