Benedek Lampert, minyatür fotoğrafçılık tekniğini çevre krizine dikkat çeken güçlü bir anlatıya dönüştürüyor. Plastik poşetlerden buzullara, balık ağlarından okyanuslara uzanan çarpıcı sahneler, insan faaliyetlerinin yaban hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini düşündürücü bir görsel dille gözler önüne seriyor.

Fotoğrafçı Benedek Lampert‘in yeni serisi The Nature We Replaced, sanatçının tanındığı minyatür dünyaları oluşturma becerisini güçlü bir çevresel anlatıyla bir araya getiriyor.
Lampert’in anlattığına göre önceki minyatür fotoğraf serileri gerçekçi dünyaları yeniden canlandırmaya odaklanıyordu. Bu kez ise öncelik gerçekliği yeniden üretmekten çok, bir anlam aktarmak.
“Doğa, yaban hayatı ve çevresel hikâye anlatıcılığı her zaman bana çok yakın oldu. Hepimizin paylaştığı gezegenin geleceğinden daha evrensel bir konu düşünemedim,” diyor Lampert. “On yılı aşkın minyatür fotoğrafçılığı deneyimimden yararlanarak, illüzyonu izleyiciyi kandırmak için değil, onunla yüzleşmesini sağlamak için kullanan bir seri üretmeye karar verdim.”
Yeni serisinde Lampert, kutup ayıları, deniz kaplumbağaları, orangutanlar ve diğer nesli tehlike altındaki hayvanların minyatürlerini “asla var olmaması gereken” çevrelerin içine yerleştiriyor.
Sanatçının inşa ettiği ayrıntılı sahnelerin her biri, o yaşam alanını ve orada yaşayan canlıları tehdit eden malzemelerden oluşturulmuş. Plastik poşetler Arktik buzullarına, balık ağları okyanuslara, ahşap ürünleri ise yok edilen ormanlara dönüşüyor.
“Her manzara, günlük insan atıklarından ya da o ekosistemin yok oluşuyla ilişkilendirilen nesnelerden inşa edildi,” diyor Lampert.
Fotoğrafçı amacının yalnızca hayvanları tehdit eden çevresel yıkıma bir kez daha dikkat çekmek olmadığını, aynı zamanda “yaban hayatı ile onun etrafında inşa etmeyi sürdürdüğümüz dünya arasındaki rahatsız edici çelişkiyi” görünür kılmak olduğunu söylüyor.
Lampert ayrıca Alman figür ve oyuncak üreticisi Schleich ile yakın iş birliği yaptığını, şirketin projeye hemen destek vererek gerçekçi hayvan figürleri sağladığını belirtiyor.
Lampert, yeni serisinin fikrinin aslında “beklenmedik bir yerden” doğduğunu anlatıyor.
“Kolonisinden sürekli ayrılıp dağlara doğru yürüyen bir penguen hakkında TikTok’ta popüler olan bir akım vardı. Bu hikâyeyi kendi tarzımla yeniden canlandırmanın eğlenceli olacağını düşündüm. Bunun üzerine bir penguen figürü satın aldım ve ondan ilham alan bir minyatür sahne oluşturdum,” diyor fotoğrafçı.
Fotoğraf üzerinde çalışırken yaban hayatı figürlerini fotoğraflamaktan büyük keyif aldığını fark ettiğini söyleyen Lampert, ilk başta gerçekçi bir yaban hayatı serisi üretmeyi planladığını ancak konu üzerine düşündükçe çok daha derin anlamlar taşıyan kavramsal bir çalışma yapmak istediğini anladığını belirtiyor.
Kamera Arkası
Lampert’e göre bu farklı yaklaşım kendine özgü zorlukları da beraberinde getirdi. Sanatçı özellikle The Forest We Burned adlı kaplan fotoğrafının en zor çalışma olduğunu söylüyor.
“İlginç olan şu ki en fazla zamanı alan şey minyatür setin kendisi değildi; duman ve ışık yardımıyla doğru atmosferi yakalamaktı,” diyor Lampert. “Aklımda net bir görüntü vardı ama başlangıçta tam olarak ne aradığımı ben bile bilmiyordum. Son kare, özellikle duman konusunda yaptığım sayısız deneme sonucunda ortaya çıktı. Dumanın yoğunluğunu, sahnenin ne kadarını gizlediğini ve ışıkla nasıl etkileşime girdiğini defalarca değiştirerek sonunda aradığım hissi yakaladım.”
Lampert, The Ocean We Captured adlı deniz kaplumbağası fotoğrafının da “beklenmedik ölçüde zorlayıcı” olduğunu ekliyor.
Bu sahnede ise en büyük zorluk, su altı ortamı yanılsamasını oluşturmak oldu. Lampert burada da duman kullandı; ancak bu kez amaç, su altında görülen puslu atmosferi taklit etmekti.
Tüm çabalarına rağmen, sahnenin geri kalanını korurken Tyndall etkisi olarak bilinen o ince ışık huzmelerini doğrudan çekim sırasında oluşturmak mümkün olmadı.
“Bu ince ışık huzmelerini yeniden oluşturmak için, fotoğrafta zaten bulunan ışığı temel alarak post prodüksiyon aşamasında çok dikkatli bir şekilde güçlendirdim. Amacım etkinin olabildiğince doğal görünmesini sağlamaktı,” diyor Lampert.
İlerlediğimiz Yolun Abartılı Bir Tasviri
Lampert’in ayrıntılı minyatür sahneler, pratik efektler ve figürler kullanarak gerçekliği olabildiğince aslına sadık şekilde yeniden oluşturduğu alışılmış çalışmalarının aksine, The Nature We Replaced serisi, sanatçının ifadesiyle “henüz fotoğraflanması mümkün olmayan” bir gerçekliğin abartılmış bir yorumunu sunuyor.
Lampert de pek çok insan gibi nesli tehlike altındaki hayvanların yok olmasını ya da yaşam alanlarının yok edilmeye devam etmesini istemiyor. Fotoğraflarının, insanların Dünya’yı ve üzerinde yaşayan tüm canlıları ortaklaşa bir yıkıma sürüklediğine dair çarpıcı ve sarsıcı bir uyarı görevi görmesini umuyor.
“Umarım bu görsel abartı, bu türlerin ve ekosistemlerin karşı karşıya olduğu tehditlerin ciddiyetini; istatistiklerin ya da belgesel fotoğrafların zaman zaman başaramadığı bir şekilde aktarabilir,” diyor Lampert.
“Bir bakıma bu seriyi görsel bir karikatür olarak görüyorum. Gerçekliği olduğu gibi göstermiyor; aksine, çok gerçek sorunlara dikkat çekebilmek için onu bilinçli olarak abartıyor.”
Fotoğraf:Tüm fotoğraflar Benedek Lampert tarafından çekilmiştir.