# Bilsart’ta yeni sergi: “Hemhâl”

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-04-02

Updated: 2019-05-03

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/bilsartta-yeni-sergi-hemhal/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Bilsart’ta yeni sergi: “Hemhâl”", SanalSergi, 2019-04-02, https://www.sanalsergi.com/bilsartta-yeni-sergi-hemhal/

Summary: Bilsart, 3 – 27 Nisan 2019 tarihleri arasında, küratörlüğünü Naz Kocadere’nin üstlendiği “Hemhâl” üzerine denemeler isimli sergiye sahipliği yapıyor.

Categories: Sergiler (Arşiv)

Tags: bilsart, dila yumurtacı, naz kocadere, özden demir

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/herhal-header.jpg

---

**[Bilsart,](http://www.bilsart.com)** **3 – 27 Nisan 2019** tarihleri arasında, küratörlüğünü **Naz Kocadere**’nin üstlendiği “**Hemhâl**” üzerine denemeler isimli sergiye sahipliği yapıyor.

Sergide, Dila Yumurtacı ve Özden Demir’in eserleri yer alıyor.

Dila Yumurtacı, Hamur işi 3 – 13 Nisan tarihleri arasında ve Özden Demir’in “Otoportre Diğer Portreler Ve Şeyler” işi ise 16 – 27 Nisan tarihleri arasında görülebilir.

Bilsart mekânının konuşlandığı garaj
alanı, ne zamandır bana içe bakan bir tavırla ortaya çıkan bireysel
üretimlere yada kolektif bir araya geliş denemelerine açık bir mekanı
düşündürür. Bu sergi vesilesiyle baktığımda, alanın, içerde olanı
sarmalayan, kendi ışığıyla var eden ve dış etkenleri kesen sığınak
hissi, “hemhâl” kelimesine tekabül etti. Artık pek sık kullanmadığımız
bu kelime, Farsçada “beraberlik” anlamındaki “he’m” ile “vaziyet, tutum”
 manasındaki Arapça kökenli “hâl”in birleşiminden oluşuyor. “Bütünleşip,
 birliktelik özelliği göstermek” yada “aynı durumda olmak” anlamlarına
karşılık gelen hemhâl, iki ayrı parçayı birbirine bağlayan ve anlamını
pekiştiren kökleriyle şahsi olan ile birlikte olanı zihnimde kesiştirdi.

Bir süredir sanat üretiminin işlevsel
yada yararlı olabileceği ihtimaller üzerine araştırıyorum. Sanat üretimi
 günlük yaşamın özünde var olabilir mi? İşlevsel bir hâle ulaşabilir mi?
 Zihinsel süreçleri, çağrışımları, hatıraları ve ilişkileri içeren
döngülerden sıyrılıp dış dünyayla buluşmak mümkün mü? Simon Sheikh’in*
“her serginin kendi seyircisini ve kendi dünyasını yarattığı”
düşüncesinden hareketle bu sergide, kendi iç dünyasından hareketle sanat
 üretiminde insanlık hallerini araştıran sanatçılar yer alıyor. Bu
sergideki sanatçılar üretimlerini kendi zihinsel ve bedensel
çağrışımlarla otobiyografik bir anlatıyla yansıtıyor. Sergiye eşlik eden
 ve zaman zaman yol gösteren “hemhâl” kelimesi iki sanatçının öz
araştırmalarını pekiştiriyor. Sanatçılar, gündelik hayat pratiklerinden
anlatılar, sembolik malzemeler veya edebi öğelerle kişisel deneylerini
farklı performatif kurgularla belgeliyorlar.

Dila Yumurtacı’nın “Hamur” adlı işi,
sanatçının yüzünün önce bir yarısını sonra da diğer yarısını bir un
tepesine buladığı bir sahneyle açılır. Çevresi siyah kumaş ve muşambayla
 örtülü sonsuzluk hissi veren bir alanda sanatçı, vücudunu un ile
kaplar. Videonun odağında, performansı gerçekleştiren sanatçının bedeni
ve malzemeyle hemhal olan hareketleri yer alır. Una su katıp hamura
dönüştürmesini izlerken sanatçının nefesindeki değişimlere ve hamuru
yoğururken zorlandığı anlara tanık oluruz. Hareketli çekim seyrinde,
görüntüler malzeme ve beden arasında paslaşır ve hamurda kavuşur. Öz,
asıl ve maya anlamlarına da denk gelen hamur kelimesi, sanatçının
bireyselliğini temsil eden bedeniyle biçimlendirilir ve bu performans
eşliğinde dış dünyayla buluşur. Video, önceden kurgulanmış, arşiv
maksatlı bir belgeleme sunmaktan ziyade, insanın daima değişip dönüşen
halini, otobiyografik ve doğaçlama bir anlatıyla araştırır.

“Otoportre, Diğer Portreler ve Şeyler”
sanatçının sesinden dinlediğimiz birkaç dize ile başlar ve devamındaki
17 dakikanın kendi anlatımıyla, şiirle içe içe devam edeceğinin
ipuçlarını verir. Video sanatçının büyüdüğü evin penceresinden görünen
bir apartmanın aylar süren yıkımını izleyen bir içe bakma sürecine
dönüşür ve yıkımın çağrıştırdığı anılardan beslenir. Yıkım süreci devam
ederken zihindeki çağrışımlar hafızayı parçalara ayırır ve anlatım,
Merdiven, Asansör, Kalp, Güneş ve Ay ve Ciğer gibi alt hikâyelere
bölünür. Video, kentsel ve toplumsal dönüşümlerin izini, otobiyografik
etkileşimler üzerinden sürer ve geçmişle veya kendiyle hemhal olma ve
bir tür otoanaliz halini tetikler.
