# Bir Duvarın İçinden Konuşuyorum

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2018-11-26

Updated: 2018-12-08

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/bir-duvarin-icinden-konusuyorum/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Bir Duvarın İçinden Konuşuyorum", SanalSergi, 2018-11-26, https://www.sanalsergi.com/bir-duvarin-icinden-konusuyorum/

Summary: Bir duvarın içinden konuşuyorum (I am talking from inside of a wall) sergisi 29/11/2018 – 08/12/2018 tarihleri arasında Atölye 21/1‘de görülebilir.

Categories: Sergiler (Arşiv)

Tags: Atölye 21/1

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/11/46492711_359853311432622_5956977836911755264_o.jpg

---

**Bir duvarın içinden konuşuyorum** (I am talking from inside of a wall) sergisi 29/11/2018 – 08/12/2018 tarihleri arasında **Atölye 21/1**'de görülebilir.

> Dünyanın benim dünyam olduğu, kendini şurada gösterir ki, dilin (yalnızca benim anladığım dilin) sınırları, benim dünyamın sınırlarını imler.
>
> Ludwig Wittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus

Kültür için Alan tarafından desteklenen Monitor, “Bir Duvarın İçinden Konuşuyorum” başlığını taşıyan sergisinde, Alsancak’ta yer alan Atölye 21/1’de, İzmirli sanatçı **Deniz Gül** ve Lublin doğumlu **Agnieszka Polska**’yı ağırlıyor.

Üretiminde şiirsel ve deneysel
yaklaşım benimseyen Deniz Gül’ün, geçmişten bugüne tüm yapıtlarını
birbirine bağlayan diyalog, 2017 yılında ürettiği “Bir Çiğdem Tarlasında
 Zikrini Sürerken Devam Ediyorduk Aşkımıza Öylecek” çalışmasında da
devamlılığını korur. “Kürkün varsa kaç git!” diye fısıldayan sesle
başlayan video, nadasa bırakılmış günebakan tarlasının ortasında beyaz
elbisesiyle dikilen adamın belirmesiyle devam eder. Fısıltının
söylediklerini tekrarladıktan sonraki kahkahalarının ardından aniden
bağıran, yolun yarısına gelmiş bu adamın hızla yaşadığı duygu değişimi,
yer yer öfkelendiği yer yer romantikleştiği anlarda kendini belli eder.
Gelgitli halinin içine aldığı duygu durumunun geçişi kadar kolay olmayan
 ise anlattığı hikâyeyi anlamaktır. Bu hikâyeyi anlamanın yolu belki de,
 Deniz Gül’ün Loyelow isimli kitabında tavsiye ettiği üzere, okunamayan
sözcüklerin okunmasından geçmektedir.* Gül’e göre, zihnin boşalıp
hislerin belirmesi nesnenin gerçekleşmesine giden yoldur. Kurulabilmiş
her tümcenin anlamlı olduğunu varsaydığımızda, Wittgenstein’ın önermesi
de bu şekilde işler. Tümcenin imlem veremediğimiz ögelerinin
çözümlemesi, zihnin berraklaşması ve duyuş açımızın yön değiştirmesi
vasıtasıyla olanaklı hâle geldiğinde, derinden gelen sesler yanı
başımızda belirir.

Yaşamını ve çalışmaların Berlin’de sürdüren
Polonyalı sanatçı Agnieszka Polska’nın şiirsel üslupta kullandığı dil,
üretiminin önemli bir parçasını oluşturur. Polska’nın çoğu çalışmasının
temelinde, sözcükler arasında aniden ortaya çıkan gizli bağlantılar yer
alır. Bu bağlantıları birlikte yaşadığımız kavramlar olarak ele
aldığımızda, George Lakoff ve Mark Johnson’a göre, algıladığımız dünyada
 yolumuzu bulma şeklimiz bu sistem tarafından belirlenir.* Sanatçının
2014 yılında ürettiği “Watery Rhymes” isimli çalışmasında, zehirli sıvı
içinde yüzen birbirinden bağımsız kelimeler ve ifadelerle karşılaşırız.
Kuantum fiziği yasalarına göre hareket eden küçük parçacıklar olarak bu
sözcükler, birbirleriyle çarpışarak kendi formlarını yitirir ve yeni
şekillere bürünürler. Bir dizi olasılık arasından yan yana düşenlerin
algılanış biçimleri ise çoklu evrenleri meydana getirir. Olasılıklar
üzerine kurulmuş evrenin sınırlarını dilin sınırları üzerinden
sorguladığı “Watery Rhymes” ismini taşıyan çalışmasında Polska,
kelimeler ve bir araya gelişleriyle ifade edebileceklerimiz hakkında
düşünmemiz için bir alan yaratır.

Sözcüklerin bir araya
getirilişiyle ortaya konmak istenen ve sembollerin yorumlanmasıyla
algılanan farklı dünyaların mevcudiyetine odaklanan “Bir Duvarın İçinden
 Konuşuyorum”, 8 Aralık Cumartesi gününe dek  Atölye 21/1’de ziyaret
edilebilir.
