# Fotoğrafta Kitsch ve Martin Parr

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-01-16

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/fotografta-kitsch-ve-martin-parr/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Fotoğrafta Kitsch ve Martin Parr", SanalSergi, 2019-01-16, https://www.sanalsergi.com/fotografta-kitsch-ve-martin-parr/

Summary: Kitsch, insanların sıklıkla kullandığı ya da duyduğu fakat “Kitsch nedir?” diye sorulduğunda kolayca yanıtlanamayan kavramlardan biri.

Categories: Fotoğraf Makaleleri

Tags: Kitsch, Martin Parr

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/01/6.jpg

---

*Kitsch*, insanların sıklıkla kullandığı ya da duyduğu fakat “*Kitsch*nedir?”  diye sorulduğunda kolayca yanıtlanamayan kavramlardan biri. Sözlük  anlamı (1) olarak ıvır zıvır, süs eşyası ve yapay/sahte sanat anlamına  gelen bu kavram, fabrikasyon malı olarak üretilmiş sahte bibloları  genellemek için de kullanılıyor. Georg Lukacs (2) *kitsch*’in İngilizce “sketch” kelimesinden türediğini belirtirken, Gilbert Highet’e göre, *kitsch*Rusça “mağrur ve şişmiş olma” anlamını taşıyan “kiçitsiya” (keetcheetsya) fiilinden türemektedir.(3) Ludwig Giesz’in *kitsch*’in  kökeni için önerdiği fiil ise “kitschen”dir. “Yol boyunca çamur  toplamak” anlamına gelen bu fiil, Mecklenburg lehçesinde zaten vardır ve  aynı zamanda “seçkin bir görünüş kazandırmak için mobilyayı elden  geçirmek” anlamına da gelmektedir. Aynı kelimeden türemiş “verkitschen”  fiili de “ucuza satmak” demektir ve Giesz’e göre terim buradan da  türemiş olabilir(4). Sözcüğün kökeninin hangi dile ait olduğu ya da hangi kelimeden türediği tam olarak bilinmese de ve bu konuda farklı görüşler mevcut olsa da temel uzlaşı noktası *kitsch*’in Sanayi Devrimi’nin olanaklarıyla ortaya çıkmış olduğudur (5)  ki kavramın on dokuzuncu yüzyıldan önce hiçbir kaynakta karşımıza çıkmaması da bu savı desteklemektedir.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/01/1-725x1024.jpg)

*Martin Parr, Otoportre, 1994, Benidorm, İspanya*

### Peki nedir bu *kitsch*?

Bu soruya cevap vermek pek kolay değil. Birçok kaynak *kitsch*’in göreceli bir kavram olduğunu ve onun doğasının psikolojik,  sosyolojik, tarihî ya da antropolojik analizlerle desteklemesi gerektiğinde hemfikirdir. Thomas Kulka, *“Kitsch ve Sanat”*adlı kitabında eğer *kitsch*’in temel özellikleri ortaya konulursa onun kitlelere hitap etme gücünün de anlaşılacağını düşünerek *kitsch’i*formüle etmeye çalışır. Kulka’ya göre *kitsch*bir  iş üretmenin en temel koşulu, onun figüratif olarak üretilmesinden  geçer. Ona göre soyut eserler kötü olarak yorumlansa bile, nadiren *kitsch*olarak  nitelendirilecektir. Kulka’nın ikinci önerisi duygusal yoğunluktur.  Üretilen figürleri mutsuz palyaçolar, ormanda gezinen zarif ve güzel  geyikler, dolunaya karşı oturmuş sevgililer, sonsuzluğa doğru bakan  yaşlı, hüzünlü köpekler, neşeli dilenciler olarak örneklendiren Kulka,  bu tarz bir konu edinmiş bir resmin sıradan bir masa veya vazodan çok  daha etkili bir *kitsch*olabileceğini belirtmektedir. On dokuzuncu  yüzyıldan sonra kitlelerin sanat eserlerinden uzaklaşmasının asıl  sebebinin eserleri beğenmemekten ziyade kitlelerin onları anlayamaması  olduğunu düşünen Gasset, sanat eserlerine karşı hissedilen bu  yabancılaşma durumunun aynı zamanda kitleleri öfkelendirdiğini  belirtmektedir.6 Bu durum *kitsch*’in doğasının daha rahat anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Çünkü *kitsch*,  kitlelerin soyut sanata karşı duydukları yabancılaşmaya, duygusal bir  yoğunluk ve aidiyetlik hissiyle karşılık vermektedir. Kulka’ya göre *kitsch*üretmenin  en önemli koşullarından biri de ayırt edilebilirliktir. Eğer sanatçı  yavru bir köpek tasvir edecekse, tüketici ilk gördüğü anda onun bir  köpek olduğunu anlayabilmelidir. Kulka bunun için bir stil kullanılması  gerektiğini ve bu stilin yine soyut ya da  kübist üsluplar yerine halkın kolayca anlayabildiği realist bir üslupla  yapılmasının muhtemelen daha başarılı olabileceğini savunmaktadır. Ne  ki ona göre realist üslup da tam olarak *kitsch*’i karşılamamaktadır. Çünkü *kitsch*resimlerdeki  çocukların gözleri orantısız şekilde büyük, akıttığı gözyaşları ise  normalinden beş kat daha büyük olabilir. Ona göre *kitsch*’i  realist olarak nitelendirmenin yolu Goodman’ın realizm tanımından geçer:  “Realizm” der Goodman, “belirli bir zamanda belli bir kültür ya da  kişi için belirlenen temsil standardı ile belirlenir.” Bu gerçekçilik  tanımı insanlarda bir yabancılık uyandırmadığı için hazmedilmesi kolay  bir olgu hâline gelmektedir. Bu aynı zamanda *kitsch*’in diğer bir özelliği olan daha önce denenmişlik yasasına işaret etmektedir. Kulka’ya göre *kitsch*her  zaman en geleneksel ve defalarca temsil edilmiş temsilî esasları baz  almaktadır. Herkesin anlayabileceği yaygın bir dil konuşması gereken  kitsch, kafa karıştırıcı olmamak zorundadır.(7) Önceden paketlenmiş ve  pişirilmiş olarak tüketicisine ulaşması ve gerçek sanat yapıtına  erişmeye yönelik çabadan kurtardığı düşünüldüğünde(8) kitlelerin *kitsch*’i niçin böylesine kendilerine yakın buldukları hakkında bir fikir edinilebilir. Kundera’nın ifadelerine bakıldığında da *kitsch*’in hazır etki vurgusuna ve kitlelerin seviyesine ne kadar yakın olduğuna rastlanmaktadır. Ona göre “*kitsch*’in  insanda uyandırdığı duygu kitlelerin paylaşabileceği türden olmalı ve  kişilerin belleklerine kazınmış temel imgelerden türemek zorundadır”(9).  Nerdrum, yeni için can atan modern sanatın aksine *kitsch*’in tarihte aşina biçimler aradığını, eğer *kitsch*yeni bir şey yaratırsa bu Rodin’in bitmek bilmez tutkusu gibi bir istisna olacağını ifade etmektedir. (10) Üstelik “*kitsch*her  yerde, her zaman, tüm duyularımıza sızmaya hazır hâldedir”. (11) Bu  açıklamalar Kulka’nın ayırt edilebilirlik ve geleneksel temsil esasları  ön koşulunu destekler niteliktedir. Bu açıklama, sanatın kendisi için  olduğunu ve kamuya hitap ettiğini; fakat kitsch’in yaşama hizmet  ettiğini ve insana seslendiğini düşünen Nerdrum’un ifadelerini akla  getirmektedir. (12) Kendini “*kitsch*ressam” olarak lanse eden Nerdrum, resimlerinde ne  modernite ne de derinlik aranmaması gerektiğini vurgularken, eğer bir  çingene kız resmi yaptı ise bunun yalnızca çingene bir kız resmi  olduğunu vurgular. Sonuç olarak eğer bir sanatçı *kitsch*bir eser  üretmek istiyorsa bunun başlıca koşulları, o eserin gerçekçi figürler  barındırması, yoğun duygulara hitap eden anları veya renkli manzaraları  içermesi, üzerinde çok da sorgulama gerektirmeyen bir konuyu ‘güzel’  şekilde anlatması olarak özetlenebilecektir.

### Fotoğraf da Kitsch Olabilir mi?

Kulka yaptığı bu çıkarımlar doğrultusunda “tıpkı kitsch bir resim ya da heykel gibi bir fotoğraf da *kitsch*olabilir mi?” sorusunu gündeme getirmektedir. Kulka fotoğrafik *kitsch*’in
 “nesnenin hemen ayırt edilmesi” özelliğini birebir taşıdığını iddia
etmektedir. Ona göre fotoğrafın doğası zaten buna çok meyillidir.(13)
Kulka burada fotoğrafın mimetik gücünü vurgulamaktadır. Kulka’nın
ifadeleri Barthes’ın fotoğrafı tanımlarken kullandığı ifadeleri akıllara
 getirir. Belirli bir fotoğrafın göndergesinden hiç ayırt edilmeyeceğini
 düşünen Barthes’a göre fotoğrafta totolojik bir şey vardır. Yani bir
pipo her zaman ve inatla bir pipodur.(14) Kulka fotoğrafın *kitsch*için
 üçüncü koşul olarak gördüğü, “tasvir edilen temalarla ilgili
çağrışımları zenginleştirmediği” yönündeki ön koşulu diğer sanatlardan
çok daha kolay şekilde başardığını düşünmektedir. Yani mutsuz bir
palyaço fotoğrafına bakarken asla onda bir anlam, derinlik aramaz ya da
 karmaşa yaşamayız. Fotoğrafın ilk yıllarda hâkim olduğu “gerçekçilik”
etkisini “kamera yalan söylemez“ gibi ifadelerle vurgulayan Peter Burke,
 George Francis’in 1888 yılında yaptığı bir konuşmada topraklarını,
binalarını ve yaşamlarını resmetmenin en iyi yönteminin fotoğraf
olduğunu aktarmaktadır.(15) Fotoğrafın, *kitsch*olması için her
iki ön koşulu da yerine getirmekte pek de zorlanmayacağını düşünen
Kulka, birinci koşul olan duygusal yoğunluğu da yerine getirdiği
taktirde ortaya bir *kitsch*örneği çıkıp çıkmayacağını sorgular.
Kulka insanların bir günbatımının birebir şekilde fotoğraflanmasına “çok
 güzel” cevabını verirken aynı fotoğrafın bir resim hâline
getirildiğinde ona *kitsch*dediklerinin farkına varmıştır. İnsanlar *kitsch*bir resim ve o anın bir fotoğrafıyla karşılaştırdıklarında daha çok resimleri *kitsch*olarak
 adlandırmış, fotoğraflara bu yakıştırmayı yapmamışlardır. Kulka bu
durumu açıklamak için mini bir deney yapar. Bu deneyde birbirinden
ayrılmayan bir manzara, bir manzara fotoğrafı ve bir manzara resmini yan
 yana olduğunu düşünmemizi ister. Bunlardan yalnızca manzaranın
kendisine bakarken onu *kitsch*olarak sınıflandıramayacağımızı düşünmektedir. Çünkü ona göre “Doğanın kendisi *kitsch*olamaz, ancak doğanın temsilcileri *kitsch*olabilir.”
 Fotoğrafın doğasının fotoğraflanan şeyleri birebir aktardığı
düşünüldüğünde, aslında bu da insanların neden fotoğrafları değil de
resimleri *kitsch*olarak algıladıklarını da cevaplamaktadır. (16)
Resmin gerçeğe onu görmeden de öykünebileceğini düşünen Barthes
fotoğrafta bu öykünmenin aksine o nesnenin orada olmuş olduğunu asla
 yadsıyamadığını düşünmektedir.(17) Barthes burada fotoğrafın en temel
özelliğinin “Bu vardı” demek olduğunu vurgularken aslında Kulka’nın
insanların fotoğraf yerine resimleri *kitsch*olarak
adlandırdıkları iddiasını da pekiştirir gibidir. Fotoğrafın kanıt
niteliği taşıyan gücüne Susan Sontag’ın ifadelerinde de rastlanmaktadır.
 Fotoğrafların bize kanıt teşkil ettiğini düşünen Sontag, “Hakkında bir
şey işitip de şüpheyle karşıladığımız bir şeyin, onun bir fotoğrafı bize
 gösterildiğinde kanıtlanmış sayıldığını” savunmaktadır. (18) Kulka’ya
göre fotoğraflara ve resimlere verilen tepkinin neden birbirinden farklı
 olduğunu açıklamanın bir diğer yolu da fotoğrafçının ve ressamın
kontrolündeki alternatif tasvir biçimlerinin farklı tür ve sayıda
olmasından geçer. Fotoğrafçı yalnızca elindeki makinenin ayarlarını
değiştirebilecek özellikleri seçebilir ama ortaya çıkan resimde
sanatçının sahip olduğu türden kontrole sahip değildir. Bu da resimleri
ve fotoğrafları farklı sanatsal kriterlerde değerlendirmenin bir diğer
sebebidir. Dolayısıyla her ne kadar *kitsch*bir fotoğraf *kitsch*bir resmin en temel özelliklerini taşıyor olsa da ona *kitsch*diyebilmek
 oldukça zor gözükmektedir. Bu zorluğun en temel sebeplerinden biri
fotoğrafın içinde barındırdığı gerçeğe yakınlık hissidir. Ne var ki
fotoğraf bu gerçeklik algısından uzaklaştıkça *kitsch*leşmesi de mümkün olabilmektedir. Bu gerçeklikten uzaklaşma çeşitli *kitsch*efektler, fotomontaj, renkli filtreler sayesinde mümkün olabilmektedir.(19) Kulka’nın yaptığı bu saptama fotoğrafın da *kitsch*olabileceğine
 dair ihtimalleri artırmaktadır. Martin Parr’ın son yıllarda montajlar
aracılığıyla fotoğrafın gerçeklik algısını zayıflatarak ürettiği renkli
otoportrelerin *kitsch*’in genel özellikleriyle birebir uyum sağlaması bu iddiayı daha da güçlendirmektedir.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/01/4-725x1024.jpg)

*Martin Parr, Otoportre, 2009, Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri*

##### **“Kitsch Fotoğrafçı”: Martin Parr**

Fotoğraf ve kitsch ilişkisinin ortaya çıkmasında “*kitsch*fotoğrafçı” lakabıyla da anılan Magnum Ajansı fotoğrafçısı Martin Parr’ın ürettiği renkli ve eğlenceli fotoğrafların etkisi büyüktür. Sanatçının “Otoportre” isimli serisinin odağında *kitsch*renkler, manzaralar ya da nesneler yer alır.

Parr “Otoportre” serisinin fotoğrafçının
 insanlar üzerinde kurduğu tahakkümün sorgulanması gerekçesiyle
şekillendiğini belirtmektedir. Fotoğrafçıların bu tahakküm hakkında pek
konuşmadıklarını belirten Parr, fotoğrafın “masum değil, gizli amaçlarla
 dolu bir muamma” olduğuna inanmaktadır.(20) Bu seriyi de bu tahakkümü
kırmak ve fotoğrafçıyı baskıcı bir özne olmaktan çıkarmak için
hazırlamıştır. Bu proje Parr’ın seyahat ettiği farklı şehirlerdeki
fotoğraf stüdyolarında üretilmiştir. Gittiği şehirlerin en sıradan
fotoğraf stüdyolarına giden Parr, kendini stüdyo fotoğrafçılarının
ellerine bırakmış, kendi tabiriyle kendisini baskın bir sanatçıdan
ziyade pasif bir özne hâline getirmiştir.

Martin Parr’ın iki binli yıllardan önce
ürettiği otoportrelerinin fonlarının genel olarak halk tarafından
beğenilenler arasından tercih ettiği görülmektedir. Bu fonlar bazen bir
film afişi, popüler bir film kahramanından oluşabileceği gibi, bazen de
turistlerin en çok tercih ettiği bölgeleri anlatan manzaralardan
oluşmaktadır. Fonlar her ne kadar o ülkedeki insanların zevklerine göre
değişiklik gösterse de, bu fonların ortak noktası *kitsch*renkler, manzaralar ya da nesnelerden oluşmasıdır.

Martin Parr’ın turistik bölge
stüdyolarında ürettiği otoportrelerin birçoğunda sıklıkla o bölgenin
meşhur manzaralarını andıran fonlar görülmektedir. Aynı zamanda o
bölgeyle özdeşleşmiş “*kitsch-nesne*”lere de rastlanmaktadır. *Kitsch*’in sosyolojik açıdan analiz gerektiren kültürel bir kategori olduğunu düşünen Baudrillard, *kitsch- nesne’*nin
 tanımını: “genel olarak yalancı mermerlerden yapılmış, tüm “taklit”
nesneler, aksesuarlar, folklorik biblolar, “anı eşyaları”, abajurlar ya
da siyahların ürettiği maskeler yığını, her yerde özellikle tatil ve
eğlence yerlerinde hızla çoğalan tüm tecim malları müzesi” olarak
yapmaktadır. (21) Parr’ın Bangladeş’te üretilen otoportresinde fon
olarak yer alan solmuş otantik ahşap baskısı ve yapay çiçekler de
Baudrillard’ın *kitsch-nesne*olarak tanımladığı nesnelerle birebir
 benzerlik göstermektedir. Aynı zamanda stüdyonun içinde köşeye konulmuş
 olan sehpa, üzerindeki biblolar ve ahize ile turistler fonda görülen
otantik evlerden birindeymiş havası yaratılmak istenmiştir. Ne var ki
sıradan bir turistin çok hoşuna gidebilecek ve içini ısıtabilecek bu
ortam Parr’ı yeterince memnun etmemiş gibi gözükmektedir. Fotoğrafta
yüzünde diğer portrelerinde de bulunan ifadesizliğin hâkim olduğu
gözden kaçmayan Parr, sanki bu portresiyle de *kitsch*nesnelerin yapaylığına karşı bir duruş sergilemektedir.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/01/3-815x1024.jpg)

*Martin Parr, Otoportre, 1999, Dhaka, Bangladeş*

Martin Parr’ın üretmiş olduğu
otoportreler seneler içerisinde bazı değişiklikler göstermiştir. Bu
değişikliklerden en dikkat çekici olanı Parr’ın son yıllarda ürettiği
bazı otoportrelerde stüdyolardaki *kitsch*fon ve nesnelere rastlanmamasıdır. Çünkü Parr artık fotoğraflarındaki *kitsch*vurgusunu stüdyo fonlarıyla ya da nesneler  ile değil, fotoğrafa yaptığı montajlar, renkler ve efektler aracılığıyla elde etmektedir.

Fotoğrafın belgesel değerini ve
gerçeklik algısını çeşitli manipülasyonlar yardımıyla bozan Parr,
Kulka’nın tabiriyle fotoğrafları *kitschleştirmektedir*. Kitschleşen bu fotoğraflarda önceki fotoğraflarda rastlanıldığı gibi herhangi bir *kitsch*nesne görülmüyor olsa da, artık fotoğrafın kendisinin *kitsch*etkiler
 uyandırması söz konusudur. Parr yaratmış olduğu mizansenlere fotoğrafı
ürettiği ülkelerin en önemli ikonlarını, göstergelerini ya da
sembollerini de dahil etmektedir.

Parr doksanlı yıllarda ürettiği otoportrelerdeki *kitsch*geleneğini
 iki binli yıllarda da sürdürmektedir. Fakat zaman içinde bu geleneğin
biçimleri de değişiklik göstermiştir. Parr’ın iki binli yıllarda dijital
 manipülasyonla ürettiği bazı otoportrelerde o ülkenin bir ikonu ya da manzarasını kullanmak yerine, o ülkede üretilen *kitsch*nesneleri fotoğrafa dahil ettiği görülmektedir. Bu tercihin en temel sebebi Parr’ın artık doksanlarda olduğu gibi *kitsch*nesnelerle
 çevrelenmiş stüdyolara rastlayamıyor olmasından kaynaklandığı
düşünülebilir. Gelişen teknolojiyle birlikte artan fotoğraf işleme
programları da bu azalmanın başlıca sebebi olarak gösterilebilir. İki
binli yıllara gelindiğinde doksanlı yıllara oranla fotoğrafçılıkta büyük
 ilerlemeler yaşanmış ve dijital manipülasyon efektleri çarpıcı şekilde geliştirilmiştir.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/01/2-1024x683.jpg)

*Martin Parr, Otoportre, 2000, Amsterdam*

Bunun sonucu olarak stüdyolarda fon olarak kullanılan bez parçaları ya da *kitsch*nesneler
 montaj tekniği sayesinde rahatlıkla fotoğrafa yerleştirilebilir hâle
gelmiştir. Martin Parr’ın, bu efektleri kullanarak ürettiği
otoportrelere renkli ve parlak *kitsch*nesneleri de dahil ettiği görülmektedir.

Dubai’de çekilmiş olan otoportresinde ise
 Dubai ile âdeta özdeşleşmiş olan gökdelenleri ve çiçek bahçelerini aynı
 kare içine alan Parr’ın, aynı zamanda kendi suretini de kopyaladığı
görülmektedir. Fotoğraf, ilk bakıldığı anda anlaşılması hiç de zor
olmayan bir kompozisyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

*Kitsch*’in en belirgin
özelliklerinden birisi olan bu ayırt edilebilirlik, Parr’ın ürettiği
portrelerde de karşımıza çıkmaktadır. Fotoğraflarında tıpkı Odd
Nerdrum’un resimlerinde olduğu yüzeyden ve biçimden başka bir öğeye
rastlamak mümkün değildir. Ayrıca portrelerde rastlanan güzel ve sevimli
 nesneler, parlak renkler ve duygu yoğunluğuna hitap eden etkiler
fotoğrafların *kitsch*algısını daha da güçlendirmektedir. Parr’ın, fotoğraflarını gerek montajlar gerek *kitsch-nesneler*aracılığıyla *kitschleştirdiği*açıkça
 görülmektedir. 2017 yılında FUAM etkinlikleri kapsamında İstanbul’a
geldiği bir söyleşiden sonra kısa bir sohbet esnasında sorduğum
“Fotoğraflarınızı kitsch olarak değerlendiriyor musunuz?” sorusuna
“Tabii ki. Hem de büyük bir zevkle! Çünkü hayatın kendisi *Kitsch*” cevabını vermesi, sanki fotoğraflarındaki kasıtlı *kitsch*leştirmenin sebebini açıklar gibidir.

1.  Longman Metro, İngilizce-Türkçe Sözlük, (1993) İstanbul: Metro, Genel Yönetmen: Önder Renkliyıldırım.
2. Lukacs, Georg. Estetik III. İstanbul: Payel Yayınevi, 1988. Çevirmen: Ahmet Cemal. Melville, Stephen.
3. Calinescu, Matei. (1977) Modernliğin Beş Yüzü. İstanbul: Küre Yayınları, III.Baskı, 2010. Çevirmen: Sabri Gürses.
4. Eco, Umberto. (1964) Açık Yapıt. İstanbul: Kabalcı Yayınevi, I. Baskı, 1992. Çevirmen: Yakup Şahan.
5. Greenberg, Clement. Art and Culture Critical Essays, 1961. First published by Beacon Press Boston
6. Gasset, Jose Ortega Y. (1925) Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman
Üstüne Düşünceler. İstanbul: YKY, III. Baskı, 2017. Çevirmen: Neyyire
Gül Işık.
7. Kulka, Thomas. (1996) Kitsch ve Sanat. İstanbul: 6:45 Yayınları I. Baskı, 2014. Çevirmen: Gonca Gülbey.
8. Şentürk, Levent. Kiç Sözlüğü. İstanbul: Kült Neşriyat, I. Baskı, 2014
9. Nerdrum, Odd. Kitsch Üzerine. İstanbul: Küre Yayınları, I. Baskı, 2010. Çevirmen: A. Feyzi Konur.
10. Demir, F. Gonca İlbeyi. Kiç ve Plastik Sanatlar Üzerine. Ankara: Ütopya Yayınları, I. Baskı, 2009
11. Nerdrum.,
12. a.g.e. s. 17
13. Kulka, a.g.e., s. 123
14. Barthes, Roland. Camera Lucida. İstanbul: Altıkırkbeş Yayın, 2014. VI. Baskı Çevirmen: Reha Akçakaya.
15. Burke, Peter. Afişten Heykele Minyatürden Fotoğrafa Tarihin Görgü
Tanıkları, İstanbul: Kitap Yayınevi, 2009, II.Baskı Çevirmen: Zeynep
Yelçe
16. Kulka, a.g.e., s. 125
17. Barthes, a.g.e., s. 93
18. Sontag, Susan. Fotoğraf Üzerine, İstanbul: Agora Kitaplığı, 2011, II.Baskı Çevirmen: Osman Akınhay
19. Kulka, a.g.e., s. 129-130
20. Higgins, Jackie, Fotoğraf Neden Kusursuz Olmak Zorunda Değildir. Çin: Hayalperest Yayınları, 2014 Çevirmen: Firdevs Candil Çulcu
21. Baudrillard, Jean. (1970) Tüketim Toplumu. İstanbul: İletişim Yayınları, VIII. Baskı, 2016. Çevirmen: Ferda Keskin

#### **Hazırlayan**: SAÜ Ögr. Gör. Ersin Berk
