# İçinden Fotoğraf Geçen Filmler

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-08-16

Updated: 2024-09-18

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/icinden-fotograf-gecen-filmler/

Cite: Ethem Onur Parlar, "İçinden Fotoğraf Geçen Filmler", SanalSergi, 2019-08-16, https://www.sanalsergi.com/icinden-fotograf-gecen-filmler/

Summary: Fotoğrafın insanlığın hayatındaki önemini, fotoğrafçıların neyi nasıl yaptıklarını, ne yapmak istediklerini anlatan birçok hikaye beyaz perdede kendine yer bulmuştur.

Categories: Kütüphane

Tags: fotoğraf ve sinema, fotoğrafla ilgili filmler

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/muybridge-640x506.jpg

---

Fotoğrafın insanlığın hayatındaki önemini, fotoğrafçıların neyi nasıl  yaptıklarını, ne yapmak istediklerini anlatan birçok hikaye beyaz perdede kendine yer bulmuştur.

Yıllar önce bir sohbette Gültekin Çizgen demişti: “Türkiye’nin bir
yarısı diğer yarısına fotoğraf öğretiyor”. Dinlemesini pek sevmeyen,
daha çok anlatmasını, hem de hiç durmadan anlatmasını seven insanların
daha çok olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Öğrenmek olsa da olur olmasa
da ama öğretmek bizim işimiz. Öğrenmeden öğretmek nasıl olacaksa!..
Konuyu dağıtmadan, çok bilinen bir saptamaya bir kelime ekleyerek
fikrimi özetleyeyim: “Evet, coğrafya kaderdir, buralarda biraz da
kederdir!”

Bir yerlerde, birilerinden temel fotoğraf dersi
almışsanız, şu cümleyi daha ilk dakikalarda kesin duymuşsunuzdur:
“Fotoğraf kelimesi, Yunanca ışıkla çizmek, yazmak anlamında gelen iki
kelimeden oluşmuştur: Photos ve Graphos.” Bu cümle söylenir ve bundan
sonra sürekli “Photos” yani “ışık” kısmı (ve ışığa bağlı teknik konular)
 ha babam ha anlatılır, anlatmalara doyulamaz. Sıra bir türlü
“graphos”a, yani “yazmaya” gelmez. Bu yüzden fotoğraflarımızda hep bir
şey eksik kalır: Fotoğraflarımız gösterir ama anlatmaz. Ve ne yazık ki
bütün fotoğraf portfolyonuzu üç kelimeyle değerlendirebilecek duruma
gelirsiniz: “Güzel”, “Güzel değil”… Oysa anlatacaklarımız bu üç
kelimeden her zaman fazladır. Fazla olmalıdır.

## **Işıkla etkili yazmak istiyorsan okumalısın**

“Yazmak”
 aslında fotoğrafta içeriği oluşturmaktır. Işıkla değil kalemle de
yazsanız illa ki anlatacak, iletecek bir mesajınız olması gerekir. En
basitinden “Ali topu at” cümlesi bir hikaye barındırır.
Fotoğraflarımızın göstermekle yetinmeyip anlattıklarıyla seyirciyi
etkilemesi için neler yapmalıyız? Bir fotoğrafçının her zaman kendine
sorması gereken asıl soru budur. Yoksa yıllardır bıkmadan sorduğunuz
“DSLR mii aynasız mı, cep telefonu mu?” sorusunu yine sorun. Sormayın
demiyorum ama hobi olarak sorun.

Fotoğrafçının etkili bir
anlatıcıya dönüşmesi, neyi nasıl anlatacağını bulması için öncelikle
yaratıcılığını geliştirmesi gerekir. Tekrarlaya tekrarlaya etkisi
azalsada, yaratıcılığın temel şartı okumaktır. Özellikle görsel hikaye
anlatıcılığı tarzında çalışmalar gerçekleştirmek istiyorsanız iyi bir
edebiyat takipçisi olmanız gerekiyor. Benim fotoğraf yolculuğumda örnek
aldığım, fotoğraflarımla taklit etmeye çalıştığım sanatçılar daha çok
roman yazarlarıdır: Kafka, Orhan Veli, Sait Faik Abasıyanık ilk aklıma
gelen ustalarımdır diyebilirim. Yalnızca edebiyatta değil, fotoğrafın
insanları nasıl etkilediği, insanlık için ne ifade ettiğini anlamak için
 fotoğraf felsefesi de okumamız şart. Elimizdeki malzemeyi tam olarak
tanımadan onunla nasıl hikayeler anlatabiliriz ki!  Okumak bahsini daha
önce defalarca duyduğunuz basma kalıp cümlelerle uzatmanın bir yararı
yok. Kısaca; ışıkla etkili yazmak istiyorsan okumak şarttır. Unutma
insan okur!

Baştan söyledik, “Coğrafya buralarda biraz da
kederdir” diye. O yüzden okuma-yazma temennilerinin biraz boşlukta
kalacağını biliyorum. Tamam okumaya zaman bulamıyoruz o zaman
seyredelim. Biliyorum siz sadece belgesel seyrediyorsunuz, dizileri
filan hep arkadaşlarınızdan duyuyorsunuz. Bu sefer belgesele biraz ara
vermenizi rica ediyorum. İçinde fotoğraf ve fotoğraf felsefesi geçen
kurmaca filmlerden konuşalım biraz.

## **İçinden Fotoğraf Geçen Filmler**

Fotoğraf
 ve sinemanın birbirlerine yakın anlatım araçları oldukları söylenir.
Bunun temelinde fotoğrafçıların ve sinemacıların hikayelerini görsel
olarak anlatma çabaları olması vardır. Özellikle sessiz sinema döneminde
 görsel hikaye anlatıcılığı sinemanın özünü oluşturmaktaydı. Elbette ki
hareketli görüntü etrafımızda olup biteni daha etkileyici
anlatabilecekti. Ama unutmayalım ki hareket de saniyede 24 fotoğraftan
oluşmaktaydı. Yani hareketin en küçük yapı taşı fotoğraftı diyebiliriz.

İcat edildiği günden itibaren, kitleleri peşinden koşturan sinema sanatı,  birbirinden çok farklı konuları ele alarak çarpıcı hikayeler anlamıştır.  Fotoğrafın insanlığın hayatındaki önemini, fotoğrafçıların neyi nasıl  yaptıklarını, ne yapmak istediklerini anlatan birçok hikaye beyaz  perdede kendine yer bulmuştur. Ben de kendime göre her fotoğraf  meraklısı için ufuk açıcı olan, fotoğraf malzemesini daha iyi anlamamızı  sağlayan, önemli eserler üretmiş fotoğrafçıların hikayelerini öğrenerek  ilham almamızı sağlayan filmlerden seçtiğim bir listeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

### **Eadweard (Yönetmen:**[**Kyle Rideout**](https://www.imdb.com/name/nm2079911/)**, 2015)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/edward.jpg)

Listeye sinemayı icat eden dahi fotoğrafçı Eadweard Muybridge’in
hikayesinin anlatıldığı “Eadweard” filmiyle başlamayı tercih ettim.
Türkiye’de gösterime girmeyen film, fotoğraf tarihinde çok özel bir yeri
 olan, daha 1877’de hareketi ayrıntılarıyla fotoğraflamayı başaran, peş
peşe gösterilen fotoğrafların hareket hissi uyandıracağını keşfeden
Muybridge’nin hikayesini anlatıyor. Makineni her seri çekime aldığında
hikayesi aklına gelse fena mı olur?

### **Peeping Tom (Yönetmen: Michael Powel, 1960)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/peeping_tom_UKquad-1-1024x766.jpg)

Londrada bir film stüdyosunda çalışan Mark, kadınları kamera önünde
öldürmekte ve ölen kadınların dehşet içindeki yüz hallerini kameraya
almaktadır. Bir gün Helen isminde bir kadınla tanışınca rutini bozulur.
Film bir korku filmi tarzında olsa da, her fotoğrafçıda olduğu  iddia
edilen skopofili (görmekten zevk alma, izlemekten kendini alamama,
olaylara, insanlara bakarak zevk alma) hakkında düşünmenizi sağlıyor.

### **One Hour Photo (Yönetmen: Mark Romanek, 2002)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/onehourphoto.jpg)

Robin Williams’ın canlandırdığı Seymour, bir alışveriş merkezindeki
fotoğrafçıda çalışmaktadır. Hayatla bağlantısını fotoğraf çekerek kuran
Seymour’un uzun süredir müşterisi olan Yorkin ailesinin yıllardır
fotoğraflarını basmaktadır. Fotoğraflardan ailenin tüm hayatını en ince
ayrıntısına kadar öğrenir ve zamanla kendini aileden biri olduğuna
inandırır. “Fotoğrafını gördüğümüz her şeyi tanımış oluyor muyuz?”
sorusunu karşımıza çıkaran önemi bir film.

### **Memento (Yönetmen:****Christopher Nolan****, 2000)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/memanto.jpg)

Karısının katilini arayan fakat karısının öldürüldüğü dışındaki her
şeyi unutan, hafızası yalnızca 5-10 dakikalık olan Shelby’nin hikayesi
anlatılıyor. Shelby hafızasına güvenmediği için sürekli polaroid
fotoğraflar çekip, fotoğrafların arkasına notlar alıyor ve her şeyi
unuttuğu zaman tek güvendiği bu notlar oluyor. Film fotoğrafla günümüz
insanın kurduğu hastalıklı ilişkinin üzerine düşünmemizi sağlıyor.
İnsan, bellek, fotoğraf, gerçeklik kavramlarının birbirleriyle
bağlantıları tartışmaya açıyor.

### **Amatör (Yönetmen: Krzysztof Kieślowski, 1979)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/amator.jpg)

Ünlü yönetmen Krzysztof Kieślowski’nin az bilinen bir filmi “Amatör”.
 Kendi halinde sıradan bir işçi olan Filip, yeni doğan bebeğini
görüntülemek için bir kamera alır. Amatör olarak çekimlere başlayan
Filip kameranın kendini kazandırdığı olanakları gördükçe tutkulu bir
şekilde çevresini çekmeye, seyretmeye ve kaydetmeye başlar. [Film](https://web.archive.org/web/20211207084323/https://technotoday.com.tr/en-iyi-3-film-onerisi/)
 görüntü kaydettikçe farkındalığımızın artmasını farkındalığımızın
artmasıyla da artık başka bir insan olduğumu anlatan etkili bir film.

### **Maria Larssons Eviga Ogonblick****(Yönetmen:****Jan Troell****, 2008)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/248012367_24071107-dd88-4d12-821a-41a72258aceb.jpg)

1900’lerin başında emekçi sınıfından olan Maria, çekilişle bir
fotoğraf makinesi kazanır ve hayatı değişir. Fotoğraf makinesi sayesinde
 dünya yeni gözlerle görmeye çalışan Maria, içinde bulunduğu toplumu
daha iyi anlamaya ve anlatmaya başlar. Fotoğrafın etkili bir anlama,
anlatım aracı olduğuna dair etkileyici bir film.

### **Fur: An Imaginary Portrait of Diane Arbus****(Yönetmen:****Steven Shainberg****, 2006)**

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/08/fur-690x1024.jpg)

Ötekilerin, dışlananların, sevilmeyenlerin fotoğrafçısı olarak da
bilinen Diane Arbus’u anlatan film bir dehanın hayat hikayesini
öğrenmemizi sağlıyor. Diane Arbus’un nasıl ürettiğini, neleri göze
aldığını anlamamızı sağlıyor. Film Diane Arbus’un hayat hikayesini bire
bir yansıtmasa da bu önemli karakteri tanımamızı sağlıyor.

Yukarıdaki
 listeye çok bilinen önemli filmleri eklemesem de, adlarını bir kez daha
 anmak da yarar var: “Arka Pencere”, “Blow Up”, “Tanrı Kent”, “Before
The Rain”.

İlker Maga’nın bir cümlesiyle yazıyı biterelim: *“Sırf fotoğraftan anlıyorum diyen aslında fotoğraftan da anlamıyordur”*

**Yazı:***Altan Bal*
