# Kırmızı Bir Kuştur Soluğum

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-04-02

Updated: 2019-04-12

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/kirmizi-bir-kustur-solugum/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Kırmızı Bir Kuştur Soluğum", SanalSergi, 2019-04-02, https://www.sanalsergi.com/kirmizi-bir-kustur-solugum/

Summary: Kırmızı Bir Kuştur Soluğum

Categories: Fotoğraf Galerileri ve Görsel Sergiler

Tags: Horst Wackerbarth, Kırmızı Bir Kuştur Soluğum, theredcouch

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-kapak-1.jpg

---

Bugün sizleri “**Die Rote Couch / The Red Couch**” (Kırmızı Kanepe) isimli  projesiyle tanınan Alman fotoğraf sanatçısı **Horst Wackerbarth** ile  tanıştırmak istiyorum.

Wackerbarth bir reklam, moda ve portre fotoğrafçısı. Sanatçı şu an
Düsseldorf’ta yaşıyor, çalışmalarının çoğunu da orada gerçekleştiriyor.
The Red Couch dışında da sayısız projesi var. Mesela Paradise Now
projesi ile bir nevi dünyadaki cenneti fotoğraflamayı düşünmüş, bunun
için de sayısız din adamı ile bir araya gelmiş. Dini temaları günümüze
uyarlayarak çektiği fotoğraflar gerçekten hayranlık uyandırıyor. Ama
yine de kendisine göre en çok hatırlanacağı işi Kırmızı Kanepe Projesi.

Nedir Kırmızı Kanepe? Wackerbarth otuz senedir, kırka yakın ülkede  kırmızı bir kanepeyle fotoğraflar çekmiş. Ünlüler, liderler, sporcular,  çocuklar, sıradan insanlar, suçlular ve hayvanlar yer alıyor kanepenin  üzerinde.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-1.jpg)

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/2.jpg)

Bu projenin en sevdiğim yanı sanatçının kanepeye oturan insanlara
yönelttiği sorular. Ama hakikaten zor sorular. Onlara umutlarını,
hayallerini, en büyük korkularını, aslında kim olmak istediklerini,
ölümden sonrası için ne düşündüklerini ve hatta evrenin yaratılış
amacını bile soruyor. Verilen cevaplardan oluşan videoları izlerken
ülkelerin, sınırların, insanların ve sorunların değiştiğini ama kırmızı
kanepenin sabit kalışını görüyorsunuz. Dünyanın bir ucunda, evimdeki
kanepenin üzerinde oturmuş Wackerbarth’ın çektiği fotoğraflara bakarak
bunları yazarken, yaşadığımız gezegenin aslında ne kadar küçük bir ev
olduğunu fark ettim. Sanatçının sorduğu soruları ben de kendime sordum.
Neymiş bu sorular diye merak edenleriniz varsa diye :

- *Sizin için hayatı yaşamaya değer kılan ne?*
- *Hayatla ilgili sevmediğiniz şey ne?*
- *Mutluluk tanımınız ne?*
- *Mutsuzluk tanımınız ne?*
- *Şimdiye kadar sizin için en ilginç olan deneyim neydi hayatınızda?*
- *Başınıza gelen en kötü şey neydi?*
- *Yaptığınız en büyük  hata neydi?*
- *Neyden korkuyorsunuz?*
- *En büyük dileğiniz nedir?*
- *Eğer seçme şansınız olsaydı kim ya da ne olmak isterdiniz?*
- *Sizin için çalışmak ne anlama geliyor?*
- *Aşk sizin için ne anlama geliyor?*
- *Hayatınızda sanatın ne gibi bir  rolü var?*
- *Sizin için hayvanlar ve bitkiler ne anlama geliyor?*
- *Kim ya da ne evreni yarattı?*
- *Ölümden sonraki beklentiniz nedir?*
- *Sizin izleyicilere sorunuz nedir?*

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-3.jpg)

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-4.jpg)

Sıradan bir imgeyle, büyük bir gerçeği anlatmak istiyor aslında
sanatçı. Hem de en vurucu, en kışkırtıcı renk olan kırmızıyla. Yani
doğumun, ölümün, tutkunun, kanın, ateşin, öfkenin, gücün, savaşın rengi.
 Akan trafikte durmanızı emreden kırmızı ışık gibi “Buraya bak, bir
sorun var.” sinyali veriyor fotoğraflar size. Sanatçı, başka bir renkle;
 mesela siyahla da aynı etkiyi alabilir miydi, diye düşündüm. Kesinlikle
 kırmızıdaki “hayat’’ tanımı başka bir renkle bu kadar örtüşmüyor.
Wackerbarth’ın amacı bulunduğumuz konum ne kadar değişirse değişsin,
paylaştığımız hayatın aynılığına dikkat çekmek aslında.

The Scarlet Letter (Kırmızı Leke) filmini hatırlıyor musunuz? Roland  Joffé’nin, Nataniel Howthorne isimli romanından beyaz perdeye aktarılan  filmde evli bir kadınla bir peder arasındaki yasak aşk anlatılıyor.  Gayrimeşru bir çocuk dünyaya getiren kadının elbisesine ceza olarak  kırmızı bir A harfi çiziliyor ve kadın bu lekeyle gezmeye mecbur  bırakılıyor. Bu metafor adultry (ihanet), anger (öfke) gibi pek çok  anlama geliyor. Filmin her karesinde Wackerbarth’ın da fotoğraflarında  kırmızıyla altını çizdiği tüm o keskin duyguları hissediyorsunuz. Aşk,  acı, günah ve güç dengeleri…  Kırmızı kanepe, insanoğlunun kırmızı  lekesi gibi öfkenin çoğaldığı yerlerde kol geziyor.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-6.jpg)

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-7.jpeg)

Bu kanepenin üzerinde bir de **“kemik gibi ne yana dönsen batar’’****  yalnızlık derdi var. Gökdelen yığınlarının ortasında köpeğiyle hayatta  kalmaya çalışan yalnız bir kadın fotoğrafı mesela. Ya da şurada ilk  fotoğrafta savunmasızca dünyanın ortasında kalan yaşlı bir adamın,  ikincisindeyse adamın gidişinin ardından ıssız kalan dünyanın  yalnızlığı. Kanepe, içinde yaşadığımız dünyayı, hayatla ölüm arasındaki o  köprüyü sembolize ediyor bir bakıma. Wackerbarth’ın tek istediği,  evlerimizde tembelce oturduğumuz kanepeden bizi çekiştirip dünyanın  diğer ucunda tasalanmamız gereken bir meseleye taşıyarak bir farkındalık  yaratmak.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-5.jpg)

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-8.jpeg)

Bu proje uzun senelere yayılınca haliyle sayısız sergiye, kitaba,
hatta diziye konuk olmuş. Küresel meseleleri böylesine çarpıcı bir dille
 ele alış biçiminden ötürü Wackerbarth de pekçok ödüle layık görülmüş.
Sanatçının fotoğraflarını anlamlandırmaya çalışanlar; insanın, dünyanın
yaratılışından –kanepenin icadından- bu yana değişmeyen hırsları ve kör
yanları üzerine sayısız yazılar yazmış. Peki siz ne görüyorsunuz?

Hayatınızın yanağında daima kırmızının hırçın lekesinin değil, hayat veren alacasının parlaması dileğiyle…

- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-9.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-10.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-11.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-12.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-13.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-14.jpg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-15.jpeg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-16.jpeg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-17.jpeg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-18.jpeg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-19.jpeg)
- ![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/kirmizi-bir-kustur-solugum-20.jpeg)
