# Okuma-Yazma : Alper Yeşiltaş

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2019-04-12

Updated: 2026-03-01

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/okuma-yazma-alper-yesiltas/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Okuma-Yazma : Alper Yeşiltaş", SanalSergi, 2019-04-12, https://www.sanalsergi.com/okuma-yazma-alper-yesiltas/

Summary: Sanatta kendine okuyacak bir konu bulmak kolay, bulduğu konuyu bir yolunu bulup yeniden anlatmak ise hep zordur.

Categories: Fotoğraf Makaleleri

Tags: alper yeşiltaş, arkan avcı, ercan kesal, okuma yazma

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/erkan-yeşiltaş-okuma-yazma-header.jpg

---

Sanatta kendine okuyacak bir konu bulmak kolay, bulduğu konuyu bir yolunu bulup yeniden anlatmak ise hep zordur.

Aşağıdaki  fotoğrafta,  arkadaşım **Erkan Avcı**’nın,  yanmakta olan satırların arkasındaki  dalgın yüz ifadesi ile “okumayı”, okuyan birini anlatmaya  çalışmıştım. Okumak en basit eylemlerden biriydi, çünkü hep başkalarının yazdıklarını okurdunuz (şu anda olduğu gibi). Okudukları-nız doğru da olabilirdi, yanlış da.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/01-5cade12caec80__880.jpg)

Sonrasında ise “yazmayı” anlatmak istemiştim. Fakat bu, o kadar da kolay değildi. Yazı, insa-noğlunun ancak araç kullanmayı ve belirli düzenekler  oluşturmayı  öğrendikten sonra keşfedebildiği bir şeydi. Ben de yazmayı anlatabilmek için önce bazı düzenekler oluşturmam ve bu düzenekleri kul-lanmam gerektiğine karar verdim.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/03-5cade13885334__880.jpg)

Aşağıda gördüğünüz yer, bir arkadaşımın stüdyosuydu. Bu fotoğraf,  stüdyoyu gördüğüm ilk gün çektiğim bir test fotoğrafı. Stüdyoya  fotoğraftaki açıdan baktığımda zihnimde bazı görüntüler canlanmaya başlamıştı.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/04-5cade13dc645c__880.jpg)

Birilerinin yazarak etrafını aydınlatmasının, tarihsel boyutta insanı  karanlıktan aydınlığa götü-ren süreçteki en önemli insiyatif  olduğunu  vurgulayabilmek adına siyah ve beyazı, yani karanlık ve aydınlığı fotoğrafa bir simge olarak yerleştirmeyi düşündüm.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/05-5cade140da133__880.jpg)

Kafamdaki  “yazar”  resmine  göre  bir  yazarın,  bir  masaya,  bir  daktiloya  ve  çok  sayıda  kitaba ihtiyacı olmalıydı. Sorun şuydu ki, zihnimdeki görüntüyü yakalayabilmek için fotoğrafın kadrajı bir mik-tar  geniş  tutulmak  zorundaydı,  dolayısıyla,  masanın,  kadrajı  dolduracak  boyutta  ya  da  tercihen  kad-rajdan daha geniş boyutta olması gerekiyordu. Çekeceğim fotoğraftaki kadrajın dışı da en az içi kadar meşgul olacaktı.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/06-5cade14429554__880.jpg)

Masa tablası olarak kullanabileceğim boyutta bir tahtayı (4 metre genişliğinde ve 150 kg ağır-lığında olduğu için taşıması zor olsa da) stüdyo ile aynı sokaktaki bir marangoza ait tahtaların arasın-da bulabildiğim için şanslıydım.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/07-5cade147ea8df__880.jpg)

Şimdi de çekeceğim fotoğraftaki en önemli role sahip olacak, kadrajdan daha büyük boyutta yapılacağı için kadrajda gözükmeyecek, sağlam (kolayca bulunabileceği için demir) bir düzeneğe ihti-yacım  vardı.  Karaköy  Perşembe  Pazarı’nda  bununla  ilgili  ciddi  mesai  harcadık  (alt  kattaki  atölyede demir kestik)

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/08-5cade14be58dc__880.jpg)

Kadrajdan daha büyük olduğu için kadrajda gözükmeyecek dev demir  düzeneğim  hazırdı. Stüdyoya getirip birkaç saat uğraştıktan sonra sonunda kurmayı başardık.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/09-5cade14f2e901__880.jpg)

Demir düzeneğin görevi, kitapların farklı noktalarına asılabileceği ve asılı  şekilde  havada  sa-bitlenebileceği, derinliği olan bir tavan oluşturmaktı. Fotoğraf, yazarın zihnindeki soyut bir anın tasviri olacaktı. Kitapların, yeni kopan sert bir rüzgarın yerdeki yaprakları savurduğu şekilde hareket etmesi gerekiyordu.  Tavanın  bir  derinliğinin  olması  bu  nedenle  önemliydi.  Kitapları arka arkaya  ekleyerek oluşturacağım hareketi, özgürce belirleyebilecektim.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/10-5cade152aa7bc__880.jpg)

Kitapları, misinalar, çengelli iğneler ve düğmeler ile demir düzeneğin tavanına çeşitli yerlerden astım.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/11-5cade156401d4__880.jpg)

Kadrajımdaki nesnelerin sona yakın hali şu şekildeydi.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/13-5cade15e1a6c5__880.jpg)

Gerekli ayarlamaları yapmak için fotoğraf makinesinin zamanlayıcısını kullanarak kendimi sayısız çektim.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/14-5cade1632969b__880.jpg)

“Yazmanın” zihnimdeki yansımasını bir fotoğrafa dönüştürebilmek için ihtiyaç duyduğum dü-zeneği kurmuştum. **Ercan Kesal**’ın verdiği eşsiz karşılık ile bu yansıma tamamlanmış oldu.

### İşte Final Fotoğraf

[![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/15-5cade1673038a__880.jpg)](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2019/04/15-5cade1673038a__880.jpg)

---

#### Alper Yeşiltaş

İstanbul  doğumludur ve Kadıköy’de yaşamaktadır, Duygu Çimen Yeşiltaş  ile evlidir. Marmara Hukuk mezunudur, gerçek mesleği avukatlıktır. “Çocukluk  yıllarımda her evde olduğu gibi bizim evimizde de bulunan  analog makineler ile çekmeye çalıştıklarımı saymazsak fotoğrafçılık  ile  tanışıklığımın 2003 yılında sahip olduğum ilk dijital fotoğraf makinesi ile başladığını söyleyebilirim. O yıldan beri dijital fotoğrafçılığın içerisindeyim. Önce-leri  siyah  beyaz  fotoğraf  ile  ilgileniyordum. 2005’te  katıldığım  “siyah  beyaz  fotoğraf”  konulu  bir  yarış-mada birinci olup ödül olarak verilen, zamanına göre bayağı özellikli (yine dijital) bir makineye terfi etti-ğimde, farklı fotoğraf türlerini ele almaya karar verdim. O günden beri genellikle şehir manzaraları, so-kak enstantaneleri, portreler ve bazen de kavramsal işler ile fotoğraf alanındaki çalışmalarımı sürdürü-yorum. “Fotoğrafçı  gözü”  de  denilen  kavramın,  kişinin  ancak  zihninin  içerisinde,  zihninin  bir  parçası olarak  yer  alabileceğini,  çantasının  içerisinde  ya  da  boynunda  asılı  vaziyette  mevcut  olamayacağını savunuyorum. Kişi eğer bu bakış açısını bir şekilde zihnine yerleştirebilmişse, içinde yer alınan sahne-de hemen her anın fotoğrafının çekilebileceğini düşünüyorum.Bu bağlamda, içinde yer almak istedi-ğim  bazı  sahnelerin  ve  fotoğraflamak  istediğim  bazı  anların  olması,  yaptığım  işi  sürdürmemdeki  itici güç olarak değerlendirilebilir.En çok ilham aldığım kişiler Yousuf Karsh ve Zdzislaw Beksinski. Yakın gelecekte sinema ile ilgili işler yapmak ve bir sinema filmi yönetmek istiyorum.”

**Daha fazla bilgi için:** [alperyesiltas.com](https://web.archive.org/web/20251012171343/http://alperyesiltas.com/) , [instagram.com/alperyesiltas](http://instagram.com/alperyesiltas)
