Jan Wieczorek’in “Urban Beavers” adlı siyah-beyaz fotoğrafı, Polonya’nın Olsztyn kentinde insanlarla yaban hayatının aynı alanı nasıl paylaşabildiğini göstererek Rewilding Europe Award 2026’nın kazananı oldu.

Polonyalı fotoğrafçı Jan Wieczorek’in çarpıcı siyah-beyaz yaban hayatı fotoğrafı “Urban Beavers”, bu yılın Rewilding Europe Award ödülünü kazandı.
Rewilding Europe fotoğraf yarışması, Rewilding Europe tarafından German Society for Nature Photography (GDT) ve European Wildlife Photographer of the Year yarışması iş birliğiyle düzenleniyor. Yarışma, Avrupa genelinde çekilen ve “yeniden yabanlaştırmanın işleyişini” gösteren fotoğrafları öne çıkarıyor.
“Rewilding”, yani yeniden yabanlaştırma; doğanın ve doğal süreçlerin yeniden işlemesine olanak tanımayı, insan faaliyetlerinin yol açtığı zararları onarmayı ve ekosistemleri yeniden güçlendirmeyi amaçlayan çağdaş bir doğa koruma yaklaşımı. Rewilding Europe’un ifadesiyle, “Hayatta kalma ve kendi kendini yönetme söz konusu olduğunda doğa en iyisini bilir.”
Yarışma jürisinden Jon A. Juarez, “Avrupa’da yeniden yabanlaştırmanın tek bir yüzü yok. Bu, yok olmuş bir türü geri getirmek, doğal süreçleri yeniden canlandırmak ya da doğaya kendi kendine toparlanabilmesi için yeterli alan ve zaman vermek anlamına gelebilir. Ancak giderek daha fazla, manzaraları yaban hayatıyla nasıl paylaşacağımızı öğrenmek anlamına da geliyor” diyor.
Rewilding Europe Award Kazananı, Polonya Şehrinde Yaşayan Bir Kunduz Ailesini Gösteriyor
Wieczorek’in ödüllü fotoğrafı gibi çalışmalar, yeniden yabanlaştırma sürecini gerçek hayatta gerçekleşirken belgeliyor. Bu örnekte, Polonya’nın Olsztyn kentinde yaşayan bir kunduz ailesi, insanların ve yaban hayatının bir arada yaşayabileceğini gösteriyor.
Bölgede elektrik hatları, demiryolları ve yeni yapılan evler bulunuyor. Buna rağmen kunduzlar, yerel yönetimlerin ve bölgede yaşayan insanların koruması sayesinde yaşamlarını başarıyla sürdürüyor.
Ödüllü fotoğrafçı Jan Wieczorek, yaklaşık 15 yıldır bu kunduzları gözlemliyor. Fotoğrafını da iki farklı dünyanın nasıl bir araya geldiğini gösterecek şekilde dikkatle kurguladı. Sisli ve şehir ışıklarıyla aydınlanan arka planda bir inşaat vinci ve yakındaki yol görülürken, ön planda üç kunduz çalışmalarını sürdürüyor.
Wieczorek, “Fotoğrafın arkasındaki hikâye, doğanın her zaman uzaklarda bir yerde olmadığını gösteriyor. Evlerimizin hemen yanında, köprülerimizin altında ve şehirlerimizin merkezinde de gelişebilir. Konut alanını kunduzların oluşturduğu sulak alanla aynı kadrajda göstererek insanların ve yaban hayatının aynı alanı paylaşmasının mümkün olduğunu anlatmak istedim” diyor.
Yarışma jürisinden Viktoria Pezzei ise, “Kazanan ve özel övgü alan fotoğraflar, insanların ve yaban hayatının yan yana nasıl yaşayabileceğinin özünü yakalıyor. Bu tür fotoğraflar, insanlarla yaban hayatı arasındaki karmaşık ilişkileri görünür hâle getirerek onları daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor” diyor.
İkincilik
İkinci olan Christoph Kaula ise çok farklı bir iyileşme hikâyesiyle öne çıktı. Kaula’nın fotoğrafında, bilim insanlarının nesli tehdit altında olan türü nasıl koruyabileceklerini araştırdığı bir projenin parçası olan küçük bir Avrupa hamsterı görülüyor.
Avrupa hamsterları, kıta genelinde tarım faaliyetlerinin genişlemesinden ciddi biçimde etkilendi. Araştırmacılar türü kurtarmak için doğrudan müdahaleye dayalı bir yaklaşım izliyor. Esaret altında üretim, genetik analiz ve habitat yönetimi bu çok yönlü programın parçaları arasında. Kunduz örneği bazen hayvanları kendi hâline bırakmanın yeterli olabileceğini gösterirken, Avrupa hamsterı daha aktif bir müdahalenin gerekli olduğu durumları ortaya koyuyor.
Kaula, “Bir türü geri getirmek hiçbir zaman tek bir kuruluşun ya da kişinin işi değildir; bu kolektif bir çabadır. Aynı zamanda farkındalık yaratmak ve doğa korumanın önemini çok daha geniş bir kitleye anlatmak anlamına gelir” diyor.
Özel Övgü Alan Fotoğraflar
Jüri, üç fotoğrafa daha özel övgü verdi.
Fabian Thorand’ın “Peaceful European Bison” adlı fotoğrafında, Polonya’daki bir çayırda dinlenen iki Avrupa bizonu görülüyor. Bu hayvanlar bir dönem Avrupa’da yok olmuştu ancak yeniden doğaya kazandırıldılar ve bugün sayıları 10.000’in üzerine çıktı.
Thorand, “Bu kadar büyük hayvanlarla bile bir arada yaşamanın ne kadar güzel ve huzurlu olabileceğini göstermek istiyorum. Doğayı yalnızca bizim çevremiz olarak değil, korunmaya değer yaban hayvanlarının doğal yaşam alanı olarak da görmenin önemli olduğuna inanıyorum. Bizonların ekolojik açıdan gerçekten önemli bir rolü var ancak insanların onlarla birlikte yaşamayı öğrenmesi gerekiyor” diyor.
Silke Hüttche’nin “The Call of the Eagles” adlı fotoğrafı, Almanya’nın kuzeydoğusundaki sıra dışı bir bölge olan Anklamer Stadtbruch’ta yaşayan ak kuyruklu kartalları gösteriyor. Yaklaşık 2.000 hektarlık bu alan, 1990’lardaki büyük bir fırtınanın ardından geniş bir yaban alanına dönüştü. Fırtına kabarması bölgeyi turbalık araziye çevirdi ve bugün burada çok çeşitli hayvan türleri yaşıyor. Ak kuyruklu kartallar da Almanya’nın başka hiçbir bölgesinde olmadığı kadar yoğun biçimde burada bulunuyor.
Fotoğrafçı, “Anklamer Stadtbruch’ta işleyen doğal süreçlerin, bölgede bulunan türlerin hem sayısını hem de çeşitliliğini nasıl artırdığını gördüm. Bugün bu tür yeni yaban alanlarının ne kadar inanılmaz derecede önemli olduğunu biliyorum” diyor.
Lewis Jefferies’in “A New Generation” adlı fotoğrafı ise İngiltere’nin Cornwall bölgesinde, National Lobster Hatchery çalışanlarından birinin genç Avrupa ıstakozlarını gelgit havuzuna bırakmasını görüntülüyor.
Kuluçkahane; bilim insanları, balıkçılar ve hatta restoranlarla birlikte çalışarak genç ıstakozları yetiştiriyor ve ardından denize bırakıyor. Avrupa ıstakozu hem eti hem de yerel ekosistemdeki rolü nedeniyle önemli bir ekonomik değere sahip. Birçok kıyı topluluğu bu canlılara büyük ölçüde bağımlı.
Jefferies, “Bu görüntünün deniz yaban hayatına ve doğa korumaya ilgi uyandırmasını, Cornwall’da türleri ve habitatları korumak için yürütülen olağanüstü çalışmalara yönelik farkındalığı artırmasını gerçekten umuyorum” diyor.
Doğaya Alan ve Zaman Verildiğinde Kendini Yenileyebilir
Her yıl düzenlenen Rewilding Europe Award fotoğraf yarışması, insanların bazen doğaya müdahale etmeyerek bazen de dikkatli biçimde destek vererek ekosistemlerin toparlanmasına katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Doğa kimi zaman kendi kendine iyileşiyor, kimi zaman ise küçük bir desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak her iki durumda da insanların olumlu bir fark yaratması mümkün.
Görsel kredisi: Rewilding Europe Award, European Wildlife Photographer of the Year