# Röportaj: Steve McCurry

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2018-12-22

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/roportaj-steve-mccurry/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Röportaj: Steve McCurry", SanalSergi, 2018-12-22, https://www.sanalsergi.com/roportaj-steve-mccurry/

Summary: 30 yıldır National Geographic için çalışan dünyanın en iyi fotoğrafçılarından Steve McCurry ile İstanbul’da bulunduğu sırada Ferhat Verdi tarafından yapılan bir röportaj...

Categories: Röportajlar

Tags: Röportaj, Steve McCurry

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-ferhat-verdi.jpg

---

30 yıldır National Geographic için çalışan dünyanın en iyi  fotoğrafçılarından **Steve McCurry** ile İstanbul’da bulunduğu sırada **Ferhat Verdi** tarafından yapılan bir röportaj...

**Steve, dile kolay; 1 milyona yakın kareden oluşan bir fotoğraf  arşivine sahipsin. Peki bu inanılmaz sürecin ilk saniyeleri nasıldı?**

Üniversitede sinema üzerine dersler alıyordum; bu sırada film yapımı ve  sinema üzerine derslere yoğunlaşırken fotoğraf çekmeye başladım. Hoşuma  gitmeye başlamıştı, fotoğraf beni adeta kendine çekiyordu. Tam bu sırada  bir gazetede fotoğrafçı olarak iş buldum; derken Hindistan’a gittim.  Hayatı izlemeyi ve beklemeyi burada öğrendim. Sonrasında her şey  kendiliğinden gelişti.

**Afgan Kızı, belki de dünya üzerindeki en popüler fotoğraf ve bu  fotoğraftaki imza Steve McCurry’e ait. Deklanşöre bastığın anı  hatırlıyor musun, o anı tarif edebilir misin?**

Sakin bir ortam vardı, bekliyordu; ben de gidip fotoğrafı çektim gibi  bir durum kesinlikle yaşanmadı. Tam bir karmaşa hakimdi. Toz, duman,  gürültü ve her yerde kaos hakimdi ama sevgili Ferhat, işte karşımdaydı  ve onu ilk gördüğüm anda muhteşem olduğunu düşündüm. Fotoğraf karesi ise  büyük bir hengame içinde ortaya çıkacaktı, düşünecek vaktim bile yoktu.  Deklanşöre bastım.

Çok iyi bir fotoğraf olacağı hakkında emin ol  hiçbir fikrim yoktu. Zaten fotoğraf çekerken her zaman en iyi kareyi  ararsınız fakat bazen her şey, gerçek kareden daha güzel olabileceği  gibi tam tersi de olabilir. Afgan Kızı fotoğrafımda böyle bir sonuca  yani 20.yy’ın özel fotoğraflarından biri sonucuna ulaşacağımı bilmemin  deklanşöre bastığım anda hiçbir yolu yoktu.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-ferhat-verdi-2.jpg)

**İnsanları, doğal insan yaşamını bu kadar iyi şekilde  fotoğraflaman insanlarla önceden iletişim kurmana mı bağlı? Genç  fotoğraf severler için biraz ipucu istiyorum.**

Öncelikle fotoğraflamak istediğin insanlara saygı ve espriyle yaklaşman  gerekir. Kendine güvenmen şart ve birazda ikna edici olmalısın. Fotoğraf  çekeceğim zaman bazıları kolaylıkla evet diyor bazılarıysa  fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmıyor. Bu doğal, önce insanlar biraz  kuşkucu oluyorlar; çünkü düşünsene seni tanımıyorlar. Bu kuşkuculuğu  noktalamak için çaba harcıyorsun. Bunu yapmanın çeşitli yolları var.  Fotoğraflarının çekilmesi konusunda evet demeleri için evet dedirtmek  gerekli. Sana birkaç tüyo veriyorum (gülümseyerek).

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-640x426.jpg)

Kuşkucu insanların kuşkularını gidermek için sana güvenmeleri gerekir,  bunun için bir ortam oluşturmalısın. Sonuçta çekilecek fotoğraf onlar  için hiç önemli değil ama benim için çok önemli. Fotoğrafın benim için  ne kadar önemli olduğunu insanlara bir şekilde anlatabilirsem güven  ortamı genelde yakalanır. Örneğin İstanbul’da Sultanahmet’te insanlar  benim için etrafta dolanmıyorlardı ama ben onların fotoğrafını çekmek  istiyordum. Fotoğraf çekmeden önce mutlaka bunu anlatırım. Bu noktada  vücut dili de çok önemli en başta bahsettiğim saygı ve onları rahat  hissettirmek için biraz espri, fotoğraf çekmeden önce insanlarla  kurduğum bağlardan bazıları. Kuşkucu olan, tutuk olan insanların  fotoğrafa olan ilgisinin nasıl evete dönüştürülebileceği kesinlikle  pratiğe bağlı. Bunun yolunu pratikle buluyorsun.

**Fotoğraf stilinin ana hatlarından bahsetmek ister misin?**

Fotoğrafla ilgili stil fotoğrafçının kişiliğine bağlıdır. Tüm  fotoğrafçılar beğendikleri fotoğrafçıları taklit ederek fotoğraf çekmeye  başlarlar. Onlar gibi fotoğraf çekerler. Onların fotoğraflarındaki  renkleri, kullandıkları açıları yakalamak isterler. Fakat daha sonra,  eğer bu konuya eğilmeye devam ederlerse, kaçınılmaz olarak kendi  stilleri ortaya çıkar. Peki stilim nasıl? Emin ol ben fotoğrafla ilgili  stilimi tanımlayamam. Stilimi fotoğraflarımı gören insanlar  tanımlayabilir düşüncesindeyim. Ben içimden gelen şekilde fotoğraf  çekiyorum.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/gorsel-01.jpg)

**Doğaçlamayı sevdiğini ve bir yüz görür görmez fotoğraf makinene  asıldığını biliyorum. Birçok fotoğraf serin var; ana konun ise genelde  insanlar. Peki projelerini neye göre belirliyorsun? Hep mi doğaçlama?**

Hepimizin keyif aldığı, hepimizin ilgisini çeken, komik bulduğu  şeyler vardır. Bildiğin gibi benim web sitemde de kategoriler var. Ne  zaman uyuyan bir insan görsem o benim ilgimi çeker. Ne zaman bir çift  görsem bu benim ilgimi çeker. Ama çiftten kastım, bir kadınla erkek  olarak değil; iki erkek ya da iki kadında olabilir. Bir çift kedi de  olabilir köpek de olabilir ya da bir aile olabilir. O yüzden insan  davranışlarını farklı kategorilerde ele alıyorum.

Çıkıp, ‘bugün şu  kategoriyi çekeceğim’ dediğim olmaz. Ben daha çok etrafımı  gözlemliyorum ve bu gözlemler sırasında benim ilgimi çeken bir takım  temalarla karşılaşıp fotoğraf çekiyorum. Hepimizin farklı insan  davranışlarına ilgisi var. Ben, bu şekilde ilgimi çeken şeylerin  fotoğrafını çekiyorum. Bununla birlikte zaman zaman belli bir fikir  etrafında oluşan fotoğraf projelerim de oluyor. Örneğin Bombay’ın  kuzeyinde Pakistan sınırında bir Hindistan eyaleti olan, Rajastan’daki  Rabari kabilesinden insanları çektim. Hızlı kalkınma ve modernleşme ile  birlikte zaman burada da göçebe kültürün aleyhine işliyor. Bu göçebe  toplumun yaşam şekli büyük bir hızla sona yaklaşıyor. Madem Kodachrome  da yok oluyor, o halde onu en iyi şekilde Rajastan çobanlarının  hafızasında yaşatarak yüceltebiliriz diye düşündüm.

Orası gerçekten  de başka bir gezegen gibiydi. Köydeki insanlar çok ilginç ve görülmeye  değer. Bence hikâyeyi anlatan gözler ya da hatlar değil, yüzün tamamı ve  görünüşün çarpıcılığı. Hikâyelerini tek başlarına değil, bir arada  anlatıyorlar.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-2-640x505.jpg)

**Analog ve sonrasında dijital. Bu iki teknolojiyi de yaşadın.  Filmli makinelere ilgin şu anda ne boyutta ve dijital makinelerin  teknolojik getirileri hakkında ne düşünüyorsun?**

Kodachrome gerçekten de rengi yakalıyordu. Çok gösterişli olmayan zengin  renklerdi bunlar, ancak artık film kullanmıyorum. Analog fotoğraf  makinesiyle çekim yapmıyorum. Dijital fotoğraf makinesinin ve dijitalin  büyük avantajları var. Mesela şu anda ISO 100’den fotoğraf çekip sonra  karanlık bir yerde ISO 10.000’e alıp fotoğraf çekebilirim. Aynı zaman da  rengin derecesini ayarlayabiliyorum. Fotoğraf çektikten hemen sonra,  anında ekrandan çektiğim fotoğrafa bakabiliyorum. Işığa ve nasıl  pozladığıma bakabiliyorum. Filmli makine günlerini çok özlediğimi  söyleyemem. O günlere dönmek istemem.

**Steve, sanırım bu soruyu hayatında ilk kez duyacaksın, bir  fotoğrafçı dostum mutlaka sormamı istedi; analogla çektiğin  fotoğraflarda banyo işlemi sırasında renklere müdahale ediyor muydun?  Filmliye Photoshop’la ilgilenir miydin?**

Gerçekten şaşırttın, daha önce kimseye banyo anılarımdan söz etmemiştim  (kahkaha atarak). Ham bir filmi banyo ederken her zaman şunu düşünürdüm:  Hiçbir zaman hiçbir fotoğraf makinesi insan gözü kadar iyi görmez. O  yüzden de bazen kontrastı artırmanız ya da azaltmanız gerekir. Rengi  manipüle ediyor muyum? Bunun cevabı hayır. Renge müdahale etmiyorum.  Parlaklık ve karanlık konusuna gelince hiçbir zaman fotoğraf makineleri  göz kadar iyi görmediği için her zaman fotoğraflarımı gözün görebildiği  kadar iyi yapmaya çalışıyorum. O yüzden bu noktada müdahale de  bulunuyorum. Ancak tekrar vurgulamak gerekirse renklerle ilgili değil,  kontrast, parlaklık ve gölgeyle ilgili konularda. Şu anda dijital  makinemde de aynı şekilde kontrast, parlaklık ve gölge konusunda  müdahale gerektiren durumlarda müdahalede bulunuyorum.

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-3-640x409.jpg)

**Kariyerin süresince birçok kez ünlü kişileri fotoğrafladın.  Robert de Niro, Amitabh Bachchan, Ara Güler ve daha nicesi… Bu kişilerle  çalışmak nasıldı?**

Öncelikle ikonlaşmış insanlarla çalışmak çok keyifli. Ara Güler,  Türkiye’de bir tarih yazdı. Onunla birçok kez görüştüm, karşılaştım.  Fotoğraf sanatının ikon yüzlerinden biri ve çok başarılı bir fotoğrafçı.  Ara Güler’i çekmek biraz daha farklı. Bir fotoğrafçıyı çekmek, bazen  kendinizle yabancılaşmanıza sebep oluyor. Biraz daha zaman geçtikten  sonra kendinizi rahat hissediyorsunuz. De Niro, Hint sinema tarihinin en  önemli aktörlerinden Amitabh Bachchan gibi ünlüler ile çalışmak daha  farklı, Ara Güler ile olduğu gibi değil. Robert de Niro’da New York’un  ikon yüzlerinden biri. İnsanlar de Niro’nun onlarca filmini  izlemişlerdir. Onlara bazı direktifler vermeniz bazı yönlendirmelerde  bulunmanız lazım. Ünlülerde bu sistemi çok iyi biliyorlar çünkü daha  önce çok fazla fotoğraf çektirmişler. Ünlü Hintli yazar ve aktris Shenaz  Treasurywala, Oscar adayı Elizabeth filminin yönetmeni Shekhar Kapur,  Magnum fotoğrafçısı Elliot Erwitt ve daha birçok ünlü kişinin  fotoğrafını çekmek büyük keyifti.

**Hindistan’a yanında fotoğraf makinen olmadan sadece gözlem  yapmak için 70-75 kez gittiğiniz şeklinde özellikle Amerika’da bir şehir  efsanesi var. Bu doğru mu?**

Bu şehir efsanesinden haberim var. Şimdiye kadar kimse sormadı bende  açıklık getirme fırsatı bulamadım. Şimdi yanıtlıyorum: kesinlikle böyle  bir şey yok. Bazen sokakta dolanırım, yürürüm etrafı gözlemlerim ama  fotoğraf makinem her zaman yanımdadır.

**Üniversitede film yapımı ve sinema eğitimi gördün. Sinemaya  ilgin şu anda nasıl? Örneğin; senaryo yazar mısın? Kısa film çeker  misin?**

Sinema eğitimi aldım, ancak üniversitede kesin bir çizgiyle fotoğraf  tutkum çok daha ağır bastı. Sonrasında sadece fotoğraf çektim. Artık bu  yolda gidiyorum. Üniversiteden sonra hiçbir zaman senaryo, kısa film  gibi çalışmalar yapmadım. Yalnızca fotoğrafa odaklandım. Ara sıra film  izlerim.

*“İyi fotoğrafçı, güzel kadınlar gibi tamamen rastlantısal”*

![](https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/12/steve-mccurry-4-640x419.jpg)

**Türk fotoğrafçıları takip edebiliyor musun?**

Türkiye’den bildiğim [Ara Güler](https://www.sanalsergi.com/ara-guler/), Ahmet Sel gibi fotoğrafçılar var.  Türkiye’de yetenekli fotoğrafçılar var ama Macaristan’da da yetenekli  fotoğrafçılar var. Bir ülkeye özgü fotoğrafçıları takip etmiyorum.  Yetenekli fotoğrafçıları belli bir ülke bazında değerlendirmek yerine  kişi bazında değerlendirmeyi gerekli görüyorum. Fotoğrafçıyı beğenmek  için ülke bazında, “şu ülkeden daha iyi fotoğrafçı çıkar” görüşüyle  bakmıyorum. İyi fotoğrafçı, güzel kadınlar gibi tamamen rastlantısal. Şu  ülkenin kadınları daha güzel bu ülkenin kadınları daha güzel gibi bir  durum nasıl söz konusu değil ise fotoğrafçı içinde benzer bir durum var.

**Fotoğrafla ilgilenen gençlere neler söylemek istersin?**

İyi fotoğraf, ilginç durumların, güzel ışığın ve belli bir anın  birleşiminden oluşuyor. İyi bir yazar olmak istiyorsanız çok okumanız  gerekir. İyi bir müzisyen olmak istiyorsanız çok müzik dinlemeniz  gerekir. İyi bir mimar olmak istiyorsanız, ünlü binaları görmeniz  gerekir. Onlar hakkında bilginiz olmalıdır. İyi bir fotoğrafçı olmak  istiyorsanız da bu gözle fotoğrafa bakmalısınız. Yani daha önce çekilen  fotoğraflar, ünlü fotoğrafçıların fotoğraflarını görmek; sizden önce  yapılan fotoğraf işlerini bilmek ve iyi fotoğrafçıların işlerine hâkim  olmak gerekir.

Bir müzisyenin kendinden önceki bestecileri  bilmeden iyi bir müzisyen olması çok zor. Bir yazarın kendinden önceki  yazarları okumadan iyi bir yazar olması çok zor. O yüzden fotoğrafta çok  emek isteyen, bilgi isteyen bir şeydir. Fotoğrafçılık sadece, bir  fotoğraf makinesi alıp, sokağa çıkıp birkaç poz çekmekten ibaret değil.  Çok fazla emek ve bilgi gerektiriyor. Herkese sevgilerimi ve selamlarımı  sunuyorum.

Steve McCurry hakkında daha fazla bilgi için [**buraya**](http://stevemccurry.com/) tıklayınız.
