# Tersine Dünya – Osman Bozkurt

Author: Ethem Onur Parlar

Editorial Role: Original Article

Published: 2018-10-29

Updated: 2018-11-10

Publisher: SanalSergi

Language: tr

Content Type: Editorial Article

Translation: no

Canonical: https://www.sanalsergi.com/tersine-dunya-osman-bozkurt/

Cite: Ethem Onur Parlar, "Tersine Dünya – Osman Bozkurt", SanalSergi, 2018-10-29, https://www.sanalsergi.com/tersine-dunya-osman-bozkurt/

Summary: Daire Sanat, Osman Bozkurt’un 2002’den 2018’e, İstanbul’u ve gündelik hayatımızdaki kırılma noktalarını belgelediği fotoğraf ve video yerleştirmelerinden oluşan TERSİNE DÜNYA’ başlıklı sergisini 2 Kasım 2018’e kadar izleyebilirsiniz.

Categories: Sergiler (Arşiv)

Featured Image: https://www.sanalsergi.com/icerik/uploads/2018/10/11265.jpg

---

Daire Sanat, Osman Bozkurt'un 2002'den 2018'e, İstanbul'u ve gündelik hayatımızdaki kırılma noktalarını belgelediği fotoğraf ve video yerleştirmelerinden oluşan TERSİNE DÜNYA' başlıklı sergisini 2 Kasım 2018'e kadar izleyebilirsiniz.

Bir fizik terimi olan paralaks'dan yola çıkan
Bozkurt, tıpkı bir cismin yerinin ve formunun gözlem yerine göre
değişmesinde olduğu gibi, izleyiciyi sergi boyunca farklı perspektiflere
 sahip bir dizi gündelik hayat ve kent manzarasının içine yerleştiriyor.
 Slavoj Zizek, Paralaks (Encore Yayınevi, 2014) başlıklı kitabında
terimi temel bir çatışkının yeni ismi' (s.5) olarak
kavramsallaştırırken aşılmaz bir yarığa göndermede bulunuyordu.
Gerçekliğe sınır getiren bu yarık aslında bir aralık'tı, kendi içinde
bilme ve eyleme potansiyelleri barındıran bir boşluktu. Zizek'in
terminolojisinde, paralaks' aralarında tarafsız bir ortak zemine imkan
vermeyen yakından bağlantılı iki perspektifin yanyana gelmesinin diğer
adı olduğuna göre Bozkurt'un çalışmaları bizi şöyle bir soruyla başbaşa
bırakmış gibi duruyor: Toplumsal antagonizmin ve sosyo-ekonomik
dengesizliğin gittikçe arttığı kutuplaşmış bir toplumda ortak bir dil,
ortak bir zemin kalmadığına göre dolayımlanamayacak ya da ortadan
kaldırılamayacak olanın yarattığı çatışkıyı nasıl okuyup
anlamlandıracağız?

Zizek'in önerdiği paralaks bakış, tersine
dünya' misali, toplumsal dünyamızı okuyup anlamak ve yeniden
anlamlandırabilmek için görüşü ve algıyı perspektifsel kaymaların
alanına doğru yönlendirir. Bozkurt, Daire Sanat'ın galeri mekânında bir
tersine dünya' kuruyor ve bizi de bu dünyayı deneyimlemeye davet
ediyor. Öyle bir dünya ki ortak bir zemine imkân vermeyen iki karşıt
perspektifte kutuplaşmış Türkiye toplumunun enstantaneleri adeta
paralaks bakış'la sınanıyor, birbiriyle çakışmayacak hayatlar, yaşam
biçimleri, ideolojiler, beklentiler ve arzular bir şekilde ilişkilenmeye
 başladığı gibi aynı zamanda sorgulanıyor.

Tersine dünya'
teriminin ikili bir anlamı var. Bir yandan tüm değerlerin içinin
boşaltıldığı  bir dünyanın korkutucu anlamsızlığına işaret ediyor. Diğer
 yandan ise bu anlamsızlığı ifşa edebilmek için bu tersine dünya'nın
görsel rejimini tepetaklak bir halde önümüze seriveriyor, ondan başka
bir tersine dünya' devşiriyor. Bozkurt'un sergide yer alan tersyüz
edilmiş' fotoğrafik ya da filmik manzaraları neyin ne olduğunu yerli
yerine oturtabilelim diye devreye giren stratejik materyaller olarak
okunabilir. Elbette tersine dünya'da hiçbir bakış masum değil, hiçbir
görüş saydam ve kesintisiz değil. Sanatçı kimimize tanıdık, kimimize
yabancı gelebilecek sıradan anları, durumları ve (tarihsel) olayları
konum oynamalarıyla görünür ve algılanır kılmak istiyor, gözlem yeri
değiştiğinde daha önce fark edilmeyenin nasıl da fark edilebilir
olduğunu göstermeye girişiyor. Bakış(ımız) konumsal olduğuna göre en
nihayetinde konumsallıklar/ımız sorgulanıyor.

Daire Sanat'ı
dört farklı oda olarak ele alan Bozkurt, her bir odayı sergileyeceği
işlerin temaları üzerinden isimlendirerek bir zaman şeridi misali yakın
tarihimizdeki siyasal toplumsal ve kişisel kırılma noktalarımıza dikkat
çekiyor. Oda içinde oda fikri ile kurgulanan sergi ayna içinde ayna
mantığı ile çok yönlü ve çok katmanlı bir Türkiye gerçekliğini
yansıtıyor. Serginin başlangıç yeri Baş Oda'da dijital teknolojilerin
imge üretme biçimimizi olduğu kadar kendilik algımızı nasıl
değiştirdiğini cep telefonu satan mağazalarda deneme çekimi yapıldıktan
sonra cihazlarda silinmeden bırakılmış selfie fotoğrafların artık
değerleri' (surplus values) üzerinden anlamaya ve anlamlandırmaya
çalışıyoruz. Sessiz Oda'da kamusal mekânın iki farklı tezahürünün
ses/sizliği üretme ve kullanma biçimleri devreye giriyor: bir yanda
2000'lerden günümüze önemli siyasal ve toplumsal olayların (mitingler,
protestolar, resmi anmalar, törenler vb.) fotoğrafik resm-i geçidi,
diğer yanda ise giderek yaygınlık kazanan dua odaları. Kutsal Oda'da
bayrağın kent manzarasını işaretleme biçimleri farklı bakış açılarından
ve farklı kimlik kurguları üzerinden ele alınıyor. Cam Oda'da, bir dizi
video eşliğinde Türkiye'nin farklı kentlerindeki binaların içinden
dışarıya doğru bakarken aslında toplumsal belleğimizin kırık-dökük hali
görselleşiyor, hatırlamak ve hatırlatmak için geçmiş ile şimdi arasında
kurulması gereken kırılgan ve ince bağlar sezdiriliyor. Son olarak,
sergi mekânında iki ayrı noktada karşımıza çıkan büyük alçı çerçeveler
içine yerleştirilmiş İstanbul kent peyzajı enstantaneleri, Batılılaşma
dönemi Osmanlı mimarisinde süsleme sanatı olarak karşımıza çıkan,
natürmortların ya da  manzaraların resmedildiği duvar resmi geleneğini
kendisine çıkış noktası olarak alırken bir yandan doğanın kentsel (ve
kitsch) temsilini sorunsallaştırıyor, bir yandan ise Türk
modernleşmesinin estetik tahayyüllerine yeniden bir bakışı mümkün
kılıyor.

*(Metin: Nermin Saybaşılı)*

**DAİRE SANAT**
Akarsu Cad. Şimşirci Sok. Santral Apt.
No:11/1 Cihangir İstanbul
T +90 212 252 52 77
