Life Still: Lee Friedlander’ın Gündelik Amerika’yı Parçalama Biçimi

Amerika’yı gerçekten gördüğümüzü sanıyoruz. Ama Lee Friedlander, sıradan olanın içindeki çatlakları göstererek bu güveni sessizce parçalıyor. 91 yaşında yayımlanan Life Still, bu bakışın en yoğun hali.

“ENTRANCE” (GİRİŞ) kelimesini çerçeveleyen bir kemer, gökyüzünün enginliğine açılıyor. Montana’da kuru otların arasına dikilmiş bir “HOPE” (UMUT) tabelası, sisin yuttuğu bir göl kıyısında, verimsizleşmiş bir Amerika’da inancın geri çekilen kıyı çizgisini vurguluyor. Şehir de daha az çıplak değil. New York’ta takım elbiseli başsız mankenler, tepelerinde çıplak ampullerle, bir mağaza vitrininin arkasında sergileniyor.

Burası Lee Friedlander’ın bölgesi; sokak fotoğrafçılığının ve gündelik Amerika’nın dev figürü. Aynalarla kurulan oyunlar, mankenler, gökyüzünü yaran elektrik kabloları, her türden tabelalar, yere saçılmış nesnelerin tekinsiz varlığı ve sürreal üst üste bindirmelerle dolu sahnelerde, bir ülkenin ev içi sürrealizmini Kübist bir bilmece gibi parçalayarak gösteriyor.

New York City, 1959. © Lee Friedlander

Life Still: Lee Friedlander’ın Gündelik Amerika’yı Parçalama Biçimi

1950’lerden bu yana, eleştirmenlerin ve tarihçilerin “kentsel toplumsal manzara” olarak tanımladığı alanda dolaşıyor. Onun yöntemi basit bir anlayışa indirgenebilir: “Sadece yürürüm ve ilginç bir şey görürüm.” Friedlander söz konusu olduğunda bu “ilginç” olanın “şeytani derecede komik” bir şeye dönüştüğünü, kitaba eşlik eden “In a Silent Way” başlıklı yazıda Pulitzer ödüllü eleştirmen ve New Yorker yazarı Hua Hsu belirtiyor. Hsu şöyle yazıyor: “Amerika’yı bize Lee Friedlander kadar görmeyi öğreten çok az insan olmuştur.”

Amerikan fotoğrafçılığının belirleyici seslerinden biri olan Friedlander, onlarca yıl boyunca gündelik hayatın kendine özgü şiirini, keskin mizahı ve karmaşık kompozisyonlarıyla gözlemledi. New York’un kuzeyindeki Nyack’te bir vitrin camı, iki zarif lalenin üzerinde bulutları yansıtıyor. Nashville’de dev bir kâğıt hamuru sırıtış, çürümüş bir çitin üzerinden yükseliyor; sanki Amerika, eğrilmiş iki tahta arasındaki boşluktan kendine gülüyor. Las Vegas’ta sıvalı bir sfenks, briket duvarın ardındaki molozlarla dolu bir otoparkı gözetliyor. Her fotoğraf, sıradan olanla yüce olan arasındaki gizli bir çarpışmayı içinde barındırıyor.

Nashville, 1963. © Lee Friedlander
Nyack, New York, 2007.
Baltimore, 1962.

Life Still’in gücü, farklı dönemlerden diptişlerin bir araya getirilmesinde yatıyor; bu da geçmiş ile bugün arasında dinamik bir görsel diyalog yaratıyor. Hua Hsu bu etkiyi derin biçimde insani bir deneyime benzetiyor: dinlediğiniz şarkının, yanınızdan geçen bir arabanın ritmini yakalaması gibi, adeta “zaman ve mekân boyunca yankılanan kafiyeler.” Kronolojik ipuçları ise yalnızca orta yüzyıl tipi bir buzdolabının formunda, bir peruğun tarzında ya da tahrif edilmiş bir politik tampon çıkartmasında gizli. Kitap, fotoğrafçının devasa arşivinden olduğu kadar yeni işlerinden de besleniyor; bir on yıldan diğerine uzanan beklenmedik karşılaşmalar örüyor.

1968’de Chicago’da, Demokratik Parti kongresi ve ona eşlik eden isyanların yaşandığı yıl çekilmiş, Başkan Lyndon Johnson’ın yırtılmış bir posteri; 2010’da New York’ta bir otomobil tamponundaki “HOPE” çıkartmasıyla zamanın içinden birbirine sesleniyor. Hua Hsu’nun ifadesiyle, “Friedlander’ın fotoğrafları birbirleriyle hem flört ediyor hem de atışıyor.” Georgia eyaletinin Savannah kentinde, mayolu bir pin-up figürünün hayaletimsi silueti, bir mağaza vitrininin camında yoldan geçenler ve park etmiş arabaların üzerine biniyor; sanki arzu, sokak ve gündelik hayat, aynı katmanlı kompozisyonun parçalarıymış gibi.

Kentucky, 1977. © Lee Friedlander
Montana, 1974. © Lee Friedlander
Savannah, Georgia, 1969. © Lee Friedlander
Rhode Island, 2016. © Lee Friedlander

Plastik süs eşyaları, grafitiler, televizyonlar, peruklar ve yol tabelaları, birçok kişinin kolayca gözden çıkarabileceği bir Amerika’nın haritasını çıkarır. Friedlander ise bu önemsiz görülen nesneleri yüceltir. Fotoğraflarında insan figürleri nadirdir; ancak her nesne onların varlığıyla yüklüdür ve Amerikan durumuna dair bir şey söyler. Hua Hsu şöyle sorar: “İyi kullanılmış bir koltukta sahibinin bıraktığı çöküntüden daha mahrem ne olabilir?” Friedlander, bedenlerin kendisinden çok bu izlerin ve kalıntıların peşine düşer: çökmüş bir minder, tuğlaların üzerindeki taşmış bir kül tablası, bir lokanta tezgâhında terk edilmiş çatal bıçaklar.

Bir vitrin camı hem objektifin önündekini hem de arkasındakini aynı anda yakaladığında, caz tutkunu olan fotoğrafçı, denemecinin John Coltrane’e benzettiği o hareketi gerçekleştirir: bir cümlenin ortasından başlayıp iki yöne birden ilerlemek gibi. Görüntü ilk bakışta rastlantısal görünür; ta ki o beklenmedik güzelliği fark edene kadar: “tel örgünün şaşırtıcı derecede matematiksel yansıması”, uzakta bir arabanın cam kenarında tünemiş gibi görünen bir kuş ya da bir pencerenin yansımasında yakalanmış özgür bir gökyüzü parçası.

Tucson, 2011. © Lee Friedlander
Waddy, Kentucky, 1969. © Lee Friedlander

Yer yer Friedlander kendine küçük bir cameo rolü verir. Gölgesi, “Not all who wander are lost” yazılı kitsch bir düzenlemenin üzerine düşer. Biraz ileride, New City’de karla kaplı bir yolda silueti uzar. İnsan onun tüm bu süreç boyunca gülümsediğini hayal etmek ister.

Life Still, bu usta flâneur’ün olağanüstü kariyerinin bir özeti olduğu kadar, Amerika’ya onun en keskin gözlemcilerinden birinin bakışıyla yapılmış zamansız bir meditasyondur. Mizahsız değil, ama asla şefkatsiz de değil. Tüm üretimi, kitabın son görselinde yer alan, New York Spring Valley’de bir atölyede fotoğrafladığı basit bir tabelenin sözlerinde özetlenebilir: “Kırık bir kalp dışında her şeyi tamir ederiz.”

Las Vegas, 1997. © Lee Friedlander
Exit mobile version