Yapay zekâ çağında sahte görselleri konuşuyoruz; oysa fotoğraf manipülasyonu 19. yüzyıldan beri var. Rijksmuseum’daki “Fake!” sergisi bu tarihi gözler önüne seriyor.

Fotoğrafçılık Her Zaman Hilekârlarını Yarattı: Rijksmuseum’da “Fake!” Sergisi
Amsterdam’daki Rijksmuseum’da açılan bir sergi, 1860–1940 yılları arasında fotoğraf manipülasyonunun izini sürüyor ve aldatıcı görüntülerin yalnızca 21. yüzyıla özgü olmadığını ortaya koyuyor.
Bugün yapay zekâ ile üretilen sahte görselleri ya da yıllardır Adobe Photoshop’ta yapılan müdahaleleri modern bir olgu sanmak kolay. Ancak fotoğrafla oynama pratiği, aslında fotoğrafın doğuşundan bu yana varlığını sürdürüyor.
“Fake!” başlığını taşıyan Rijksmuseum sergisi, günümüz izleyicisine açıkça sahte görünen görüntülere yer veriyor. Modern izleyici, geçmiş kuşaklara kıyasla görsel manipülasyonun çok daha farkında.
Rijksmuseum fotoğraf küratörü Hans Rooseboom şöyle diyor:
“Pek çok fotoğraf kolajı ve kompozit çalışma, kimsenin gerçek sanmayacağı imkânsız, absürt ya da mizahi sahneler tasvir ediyordu. Yine de o dönemde bile gerçek ile sahte, inandırıcı ile inanılmaz arasındaki sınır çoğu zaman kolayca ayırt edilemiyordu.”
Sergide yer alan politik bir görselde, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels’in, Adolf Hitler’in yüzüne Karl Marx’a ait bir sakalı yerleştirdiği görülüyor. Görüntü basit bir kes-yapıştır tekniğiyle oluşturulmuş; sakal bariz bir şekilde eklenmiş bir parça. Ancak The New York Times’ın da belirttiği gibi, 1930’larda gazete bayilerindeki okurlar bu tür bir görseli muhtemelen dikkatle incelemiş olurdu.
Anika Burgess’in Flashes of Brilliance adlı kitabında aktardığına göre, en erken kompozit fotoğraflardan biri 1857 yılında, yani Rijksmuseum’daki serginin kapsadığı tarihten bile önce üretildi. Oscar Gustave Rejlander, 32 ayrı fotoğrafı bir araya getirerek ahlaki bir anlatı kuran Two Ways of Life adlı çalışmasını maskeleme tekniğiyle oluşturdu.
Bu erken dönem kompozit fotoğraf, hemen tartışma yarattı. Bazı eleştirmenler bu tür işleri “karikatürden farksız yapımlar” olarak nitelendirerek sert biçimde eleştirdi. Ancak 1870’lere gelindiğinde fotoğrafçılar, manzara görüntülerinde kullanmak üzere hazır bulut görselleri satın alabiliyordu. Bu pratik bugün de sürüyor; tek fark, karanlık oda yerine bilgisayar ekranı kullanılması.
Erken dönem fotoğrafçıların başvurduğu bir diğer aldatma yöntemi ise çift pozlama tekniğiydi. Özellikle “ruh fotoğrafçıları” olarak bilinen isimler bu yöntemi sıkça kullandı. Aile ölümlerinin çok daha yaygın olduğu bir dönemde, yas içindeki insanlara ölülerin öte dünyadan iletişim kurabildiğini iddia ederek umut sattılar.
Burgess, Flashes of Brilliance’ta Atlantik’in iki yakasında görülen iki farklı davayı anlatır. Édouard Isidore Buguet, Fransız mahkemesinde suçunu hemen itiraf etti ve bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Buna karşılık Amerikalı ruh fotoğrafçısı William H. Mumler suçunu kabul etmedi. Fotoğraflardaki “hayaletlerden” birinin aslında hayatta ve sağlıklı bir kişi olduğu ortaya çıkmasına rağmen, Mumler Manhattan’daki mahkemede “ruh fotoğrafları üretmek için hiçbir hile ya da düzenek kullanmadığını” savundu. Yargıç, savcılığın iddialarını kanıtlayamadığına hükmetti ve Mumler beraat etti. Daha sonra Mary Todd ile hayaletimsi bir Abraham Lincoln’ü bir arada gösteren ünlü fotoğrafı çekti.
“Fake! Early Photo Collages and Photomontages” sergisi, Rijksmuseum’da 25 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilir.