Ana Sayfa Fotoğraf SergileriThe Way We Never Were: Savaş Sonrası Amerika Miti

The Way We Never Were: Savaş Sonrası Amerika Miti

tarafından Ethem Onur Parlar
4 dk. okuma
The Way We Never Were: Savaş Sonrası Amerika Miti
Bir aile sahilde piknik yapıyor; bir erkek sosis pişirirken kadın omuzlarına havlu alıyor, çocuklar kareli örtü üzerinde oynuyor ve yemek yiyor.
Joseph Janney Steinmetz (1905–1985), İsimsiz (Sahilde aile pikniği), Longboat Key, Florida, 1958. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle

Harvard Art Museums, Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş sonrası anlatısını sorgulayan The Way We Never Were başlıklı düşündürücü sergi için geniş fotoğraf koleksiyonunun derinliklerine iniyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Amerikan yaşamı çoğu zaman dans partileri, malt dükkânları, bakımlı çimler ve yenilenen iyimserlikle dolu pembe bir dünya olarak betimlenir. Bu imgeyi; özel müşteriler, şirketler ve devlet kurumları için sipariş üzerine çalışan ticari fotoğrafçılar büyük ölçüde şekillendirdi. Özenle sahnelenen portreler ve tanıtım görüntüleri, kusursuz görsel kalıplar ve kadraj yöntemleriyle dönemin en tanıdık sahnelerinin çoğunu tanımladı.

Bir kadın ev partisinde yarım daire biçiminde oturan kadınlara Tupperware ürünlerini tanıtıyor.
Joseph Janney Steinmetz (1905–1985), İsimsiz (Tupperware partisi), Sarasota, Florida, 1958. © Joseph Janney Steinmetz Estate © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle
Dört genç, alkolü ve küfrü yasaklayan tabelalar ile yiyecek fiyatlarının yazılı olduğu menünün bulunduğu salonda tezgâh çevresinde duruyor.
Jack Gould (1905–1963), İsimsiz (Dans salonundaki gençler), yaklaşık 1950. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle

Savaş Sonrası Amerika İmgesi Nasıl Kuruldu?

Sergi, Harvard sosyoloğu ve küratörü Barbara P. Norfleet’in 1970’lerde topladığı 20 binden fazla negatif ve baskıdan oluşan American Professional Photographers Collection’ı yeniden ele alıyor. Norfleet, ABD’yi dolaşarak düğünler, okul dansları, spor zaferleri, şirket gezileri ve başka törenlerle ritüellerin fotoğraflarını bağışlayan onlarca stüdyoyu ziyaret etmiş; bu arşivi “Amerikan yaşamının benzersiz ve değerli bir kaydı” diye nitelemişti. Ancak bu fotoğraflar bugün, Amerikan toplumuna aidiyeti dar bir bakışla tanımlamak için özenle kurulmuş ve aracılanmış bir “eski güzel günler” fantezisini de açığa çıkarıyor.

Formalı Amerikan futbolu oyuncusu, gece sahada resmi elbiseli bir kadını öperken arka plandaki çizgili gömlekli hakem onları izliyor.
Gene Claseman (1915–2004), İsimsiz (Mezuniyet kraliçesi ile Amerikan futbolu oyuncusu öpüşürken), Güney Dakota, 1955. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle
Beyaz üniformalı ve şapkalı hemşire, hastanedeki ayrı beşiklerde uyuyan yeni doğan bebeklerle ilgileniyor.
Jack Gould (1905–1963), İsimsiz (Hastanede yeni doğan bebeklerle hemşire), Saint Louis, Missouri, 1946. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle

Fotoğrafların Dışarıda Bıraktığı Gerçeklik

Savaş sonrası profesyonel fotoğrafçılığın parlak yüzeyinin altında, derin kültürel bölünmelerin ve toplumsal denetimin damga vurduğu bir dönem vardı. Kore Savaşı ile Sivil Haklar Hareketi’nin yükselişi arasında üretilen, banliyölerdeki orta sınıf rahatlığını gösteren bu aydınlık görüntüler; çoğu deneyim ve bakış açısıyla örtüşmeyen, gerçeğin yalnızca bir bölümünü sunuyor. Irksal ayrımcılığı, Soğuk Savaş kaygısını, katı toplumsal cinsiyet rollerini ve siyasi baskıyı perdeleyerek gündelik yaşamı şekillendiren temel koşulların çoğunu kadraj dışında bırakıyor. Fotoğraflar Amerikan yaşamını olduğu gibi göstermek yerine, dönemin gerilimlerini ve dışlamalarını gizleyen idealize edilmiş bir refah ve aidiyet vizyonu kuruyor.

Sergideki yaklaşık 70 fotoğraf, resmi stüdyo portrelerinden düğün, bar mitzvah ve mezun buluşmaları gibi dönüm noktalarının anılmasına kadar geniş bir konu yelpazesi sunuyor. Şirketler, mağazalar, federal kurumlar ve gayrimenkul geliştiricileri tarafından sipariş edilen çalışmalar ise ekonomik büyüme adına tüketim ürünlerini, Amerikan ihtişamını ve istikrarını öne çıkaran bir anlayışı temsil ediyor.

Genç kadın, pikap, yatak ve pelüş oyuncaklarla dolu rafların bulunduğu odada Elvis Presley plağını tutarak gülümsüyor.
Lucian Brown (1915–2007) ve Mary Brown (1916–2009), İsimsiz (Elvis plağıyla genç kadın), Minnesota, yaklaşık 1956. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle
Uzun kollu beyaz gelinlik ve duvak giyen siyah kadın salonda duruyor; yakındaki sehpada John ve Jackie Kennedy’nin çerçeveli portresi bulunuyor.
Clement McLarty (1950’ler–60’larda etkin), İsimsiz (Salondaki gelin), Boston, Massachusetts, 1965. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle

Serginin küratörlerinden Audrey Sands, “Bu arşivin derinliklerine inmek ufuk açıcı oldu,” diyor. “Bir yandan Tupperware partisi, gençlik kantinleri, hulahop yarışmaları, hediyelerle dolu bir aile salonunda Noel sabahı, mezuniyet balosunun kralı ile kraliçesi arasındaki öpücük gibi görüntülerin mizahından, samimiyetinden ve görsel zenginliğinden keyif alıyoruz. Öte yandan fotoğrafın kurgulandığı gerçeğiyle yüzleşmeliyiz. Bu görüntüler yalnızca var olan bir gerçekliği kaydetmiyordu; belirli bir Amerika tasavvurunun yaratılmasına, dolaşıma sokulmasına ve satılmasına yardım ediyordu.”

Yedi kişilik bir grup salonda oturarak televizyondaki erkeği izliyor.
Jack Gould (1905–1963), İsimsiz (Televizyon Gece Okulu), 1948. © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle
Elbiseli kadın banliyödeki posta kutusunu kontrol ederken yakındaki evin çimlerini bir erkek biçiyor.
Joseph Janney Steinmetz (1905–1985), İsimsiz (Posta kutusundaki kadın), Bayshore Gardens, Florida, 1959. © Joseph Janney Steinmetz Estate © President and Fellows of Harvard College; Harvard Art Museums izniyle

Bir başka küratör Madison Brown, “İzleyicileri profesyonel fotoğrafçılığın idealize edilmiş Amerikan yaşamını nasıl oluşturup tanıttığına eleştirel bakmaya teşvik etmek istiyoruz. Bu vizyonda güneşli, beyaz, orta sınıf deneyimleri çok daha çeşitli bir ulusal hikâyenin tamamını temsil eder hâle geldi,” diye ekliyor.

“Bu fotoğrafçıların her biri belirli bir kasaba ya da bölgeye hizmet ediyor; en iyi tanıdıkları topluluklarda düğünlerden geçit törenlerine kadar her şeyi belgeliyordu. Belirgin biçimde yerel olan çalışmaları bir arada değerlendirildiğinde, insanların yalnızca korumayı seçtiklerinde değil, kadrajın dışında bıraktıklarında da ortak bir Amerikan hatırlama kültürünü ortaya koyuyor.”

The Way We Never Were: The American Professional Photographers Collection, Massachusetts eyaletinin Cambridge kentindeki Harvard Art Museums bünyesinde bulunan University Research Gallery’de 9 Mayıs 2027’ye kadar ziyaret edilebilir. Amerikan toplumunu fotoğraf üzerinden ele alan başka bir seçki için Amerika’nın madencilik tarihini anlatan fotoğraflara da göz atabilirsiniz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir