fbpx
Makaleler

Arkeoloji ve Fotoğraf : Tarihi Belgelemek

Arkeolojik alanların, eserlerin, çalışmaların fotoğraflanması, belgeleme amacı taşıdığı için farklı teknikler gerektiriyor. Işıktan objektif seçimine arkeoloji ve fotoğraf ilişkisini Aykan Özener derledi.

YAZI VE FOTOĞRAFLAR : AYKAN ÖZENER

Arkeoloji ve Fotoğraf : Tarihi Belgelemek

Fotoğraf, arkeolojik eserlerin kayıt altına alınmasında, belgelenmesinde ve yayınlarda kullanılarak tanıtılmasında büyük önem taşır. Arkeologlara arşiv yapma olanağı sağlar, çizimlerin, ölçümlerin gerektiği, karmaşık durumlarla uğraşacak vaktin bulunmadığı zamanlarda belgeleme amaçlı hizmet eder. Doğru bir teknik kullanılarak çekilmiş fotoğrafla kazı alanine gezmeden de tanıyabilmeli, bir arkeolojik objeyi görmeden de doğru ölçü ve biçiminde algılayabilmeliyiz. Bu zamana kadar edinilen tecrübelerle, bir takım arkeolojik fotoğraf çekim teknikleri geliştirilmiştir.

Günümüz fotoğraf teknolojisinin desteğiyle birlikte bu konuda oldukça aşama kaydedilmiş ve fotoğraf artık günümüz kazılarının en önemli unsuru halini almıştır. Özellikle kaçırılan eserlerin ispat edilmesi örneğinde görüldüğü gibi, her arkeolojik eser ortaya çıkarıldıktan sonra veya müzelerimizde envantere alınma işlemi sırasında, teknik yönden mümkün olan en doğru biçimde fotoğraflanmalıdır. Arkeoloji fotoğrafçılığında objeleri asıllarına en uygun haliyle belgelemek gerekir. Oysa reklâm fotoğrafçılığı veya sanat fotoğrafçılığı fotoğrafla oynar, bazen gözün gördüğünü değil, görmek istediğini yaratmaya çalışır.

Bir antik ören yerinin fotoğraflanması gerçekten birikim ister. Bugün çok defa gördüğümüz gibi makinesi elinde olan her fotoğrafçının yapabileceği bir şey değildir. Arkeolojik eserlerle ilgili bir bilgi birikimi olmayan kişi, mimari eserlerin birbiriyle olan ilintisini göstermekte zorlanabilir. Arkeolojik bir alan çekecek kişinin ya birikimli bir arkeologdan destek alması ya da, arkeolojik ören yerlerindeki mimari elemanlar hakkında bilgi birikimine sahip olması gerektir. Mitolojinin karakterlerinin, konularının ve simgelerinin bilinmesi veya mimari eleman parçalarının birbiriyle olan ilişkilerini bilmek gibi konular temel konulardır.

Bir ikinci konu da obje fotoğrafçılığının tüm unsurlarını bilmektir. Çoğunlukla gezgin fotoğrafçılar tarafından düşülen bir yanlış, arkeoloji fotoğrafçılığının sadece mimari elemanlar veya heykel gibi kabartmalı yüzeyleri çekmekten ibaret olduğunun düşünülmesidir. Oysa bir arkeolojik kazı alanı birçok açıdan fotoğraflanmaya ihtiyaç duyar. Kazı öncesi, kazı sonrası ve laboratuvar şartlarında fotoğraflanması gerekli birçok eser bulunmaktadır. Cam, metal, ahşap, tekstil, seramik gibi birçok yüzey farklı aydınlatmalar ister. Bunların insitu (henüz bulunduğu yerden kaldırılmadan, olduğu gibi) durumda fotoğraflanması ve bulunduğu alandan kaldırılıp restore edilmesinden sonar fotoğraflanması farklılıklar gösterecektir.

Adeta bir stüdyo fotoğrafçısının bilgi birikimine sahip olmalı, yapay ışıklandırma ve masa üstü fotoğrafçılığında (still-life fotoğrafçılığı) yetenek sergilemesi gerekmektedir. Aşağıdaki bilgiler, gezgin fotoğrafçılar için yeterli olacak şekilde verilmeye çalışılmış temel farkındalık yaratacağı düşünülmüş bilgilerdir. Küçük buluntuların ve özel bilgi birikimine ihtiyaç gösteren malzemelerin fotoğraflanması gibi bilgiler, yazımız içeriği dışındadır.

Arkeoloji ve Fotoğraf : Tarihi Belgelemek

ANA MALZEMELER

Fotoğraf makineleri

Bunu iki şekilde önerebilirim. Birincisi ekonomik anlamda ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyorsak, ikincisi ise kısıtlı imkânlara sahipsek. Birinci katagoriye giriyorsak elbette teknik kameralar ilk önereceğim fotoğraf makineleridir.

Teknik kamera: Bu kameralar özellikle doğa çekimlerinde ve mimari fotoğrafçılıkta doğru perspektif ve keskin görüntü anlamında en iyi verimi alacağımız üstün kabiliyete sahip makinelerdir. Gövdesinde bulunan ayar mekanizmaları sayesinde görüntüde gerekli doğru perspektifi yaratmakta etkiliyeci sonuçlar verirler. Körüklü ve dijital arkalıklar eklenebilen modellerdir.

DSLR fotoğraf makineleri:

İkinci katagoride ise zaten birçoğumuzun kullandığı DSLR tip makineleri önereceğim. Bunlar da yine konomimize uygunluk durumuna göre değişir. Full frame (tam çerçeve) olan makineler genellikle üst sınıf DSLR sınıfına girer. Aynı zamanda ölçüm mekanizmaları, işlemcileri ve ISO permormansı açısından oldukça doyurucu sonuçlar alınabilmektedir.

Bu makinelere çekeceğimiz objenin yapısına uygun açılarda birçok objektif kullanabiliriz. Genellikle küçük objeler (para, küpe, boncuk gibi) için ayrıca bir makro objektif edinmek gerekli olmaktadır. Bunun dışında DSLR objektiflerin kit olarak birlikte verilen objektifleri yeterli olmaktadır.

Shift (kaydırmalı) objektifler: Eğer bir teknik kameraya sahip değilseniz, mimari fotoğrafçılıkta perspektif kaymalarını kontrol etmeniz için en büyük yardımcınız bu objektifler olacaktır. Canon ve Nikon en yaygın tilt-shift lenslerini üretiyor. Tüm yatırma kaydırma mercekleri aynı temel kontrol ve fonksiyonlara sahiptir. Lensi kamera sensörünün sabit düzlemine göre eğebilir ve/veya kaydırabilirsiniz. Şimdilerde görüntü işleme yazılımlarının birçoğunda bu sorun yazılım sayesinde halledilebilmekte ancak bu objektifle daha kesin ve çekim esnasında müdehale etme şansına sahip olmaktayız. Bunların dışında yeri geldiğinde kullanmak üzere geniş açı, normal açı ve dar açılı değişik objektiflere de ihtiyacımız vardır. Buradaki en önemli kıstas mimari elemanlar ve diğer buluntular üzerinde paralaks hatalarına sebep vermeden, gözümüzün görüş açısına en uygun açıya sahip lenslerle çalışmaktır.

Taşınabilir ışık setleri (akülü paraflashlar veya sürekli ışık veren setler): Doğada ve açık alanda çalışmak zorunda olanlar için oldukça yararlı setlerdir. Bununla beraber arazide çoğu zaman hareket halinde olacağımızdan uygun bir harici tepe flaşına ihtiyacımız vardır. Ayrıca taşınabilir ve katlanabilir yansıtıcılar da önemlidir.

Üç ayak (sehpa): Fotoğraf makinelerimizi üzerine takabileceğimiz ve sarsıntı yapmadan çekim yapma imkanı sağlayacak olan bir sehpa çok önemli bir yardımcı araçtır. Birçok çeşidi vardır. Sehpa alırken en çok dikkat etmemiz gereken şeyler, hafif ve taşınabilir bir malzemeden yapılmış olması, değişebilir, gerektiğinde makinemizi baş aşağı bağlayabileceğimiz bir başlığa sahip olması ve dengeyi görsel olarak görmemizi sağlayacak bir su terazisine sahip olan ve ayakları gerektiğinde zemine doğru geniş bir şekilde açılabilir olmasıdır. Piyasada birçok sehpa markası bulunmaktadır. İmkânlarınız doğrultusunda işinizi en iyi görecek sehpayı almaksize kalıyor.

Filtreler: Filmli dönemde kullanmak zorunda olduğumuz birçok filtre çeşidi bulunmaktaydı. Ancak dijital makinelerde WB (beyaz ayarı) olması dolayısıyla gerekli filtre sayısı azaldı. Bunlardan en önemli iki tanesi polorize ve ND (doğal yoğunluk) filtrelerdir. Polorize filtre ile parlamaları, yansımaları yok edip gökyüzünü daha koyultarak beyaz bulutları ön plana çıkarabilmekteyken ND filtre ile yüksek ışık altında gerekli diyafram kısıklığına gidebilmekteyiz.

Yukarıda mutlaka olması gereken ana malzemeleri sıraladım. Ancak arkeoloji fotoğrafçılığı sadece arazide değil, kazı alanında kurulması gereken bir stüdyo ortamına da ihtiyaç duyar. Özellikle kazıdan elde edilen materyallerin temizlendikten sonar stüdyo ortamında ayrıca ve ölçekli olarak fotoğraflanması gerekir. Durum böyle olunca da beraberinde birçok aksesuara da ihtiyaç doğması aşikârdır. Bunlardan en önemlisi bir stil-life masası ve ışık çadırıdır. Ayrıca çeşitli yansıtıcılar ve flaşlar da işin ayrılmaz parçalarıdır. Ölçekli fotoğrafın arkeoloji fotoğrafçılığında olmazsa olmazlarımızdan olduğundan yola çıkarak birçok ölçek malzemesini de ihtiyaçlarımızın arasına koymalıyız.

IŞIK

Fotoğrafçılığın en önemli kısmının ışığı tam anlamıyla kullanabilmekten geçtiğini, nesnelerin fiziksel yapısını en doğru şekilde ortaya çıkartırken en önemli temel argümanımız olduğunu bilmeliyiz. Işık başlığı altında ışığın işlevleri, yönleri ve renk üzerindeki etkilerini bilip mutlaka uygulamalıyız.

Işığın işlevleri

1- Nesneleri görünür kılar.

2- Lekeyi vurgular.

3- Dokuyu vurgular.

4- Derinlik ve hacim etkisi verir.

5- Saydamlığı ve geçirgenliği vurgular.

6- Rengi vurgular.

7- Fotoğrafın siyah-beyaz altyapısını oluşturur.

8- Atmosfer yaratır.

SEÇKİN SAATLER

Bu saatler mevsimlere göre değişiklik gösterir. Genel bir tarif yapacak olursak yaz aylarında 8.00-10.00/17.00-19.00 arası en çok kullanılan saatlerdir. Zira yandan 45 derece eğimle gelen ışık nesnelerin fiziksel yapısını, dokusunu ve rengini en doğru şekilde elde edebildiğimiz saatlerdir. Gölgeler doğru açılarla uzayarak derinlik hissi kazandıracaktır. Ayrıca bu saatler arasında çekilen fotoğraftaki renkler de en doğru Kelvin değerlerini alabileceğimiz saatlerdir.

RGB değerleri doğru renk tonlarını elde edebileceğimiz ısı değerlerindedir (5400-5700 K). Daha erken ve daha geç saatlerde çekim yapmak, sürpriz sonuçlar elde etmemizi sağlayabilir. Bunlar deneyimlerimiz üzerine yerinde kullanmamız gereken saatlerdir. Örneğin ters ışık, yukarıdan gelen ışık ve tepe ışığı da doğru kullanıldığında etkileyici sürpriz sonuçlara gebedir. Ayrıca yağmur, sis ve kar gibi özel durumların da yeri geldiğinde değişik atmosferler yaratacağını unutmamalıyız.

Yaz ayları için vermiş olduğumuz saatler, diğer mevsimlere de bunlar baz alınarak uygulanabilir. Ayrıca bugün doğru ışık saatlerini seçmenizi sağlayacak birçok yazılım mevcuttur. Güneşin mevsimlere göre eğimlerini ve Kelvin derecelerini gösteren bu yazılımlara internet üzerinden de ulaşmak mümkündür.

Sonuç olarak yukarıdaki seçkin saatlerdeki eğim ve renk ısılarını zaman içerisindeki tecrübelerimizle bir daha hiç unutmamacasına hafızamıza yerleştirmek zorundayız. Zira arkeolojik eserlerin fotoğraflanması doğal ışıkta olduğu kadar stüdyo ışığı dediğimiz yapay ışık altında da gerçekleştirilmektedir. Yapay ışık altında gerçekleştireceğimiz çekimlerimizde kullanacağımız ışıklandırmayı tamamen doğal ışık altında edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda yapabildiğimizi unutmamalıyız.

Bu konuda iyi bildiğiniz ve kolay ulaşıp vakit ayırabileceğiniz bir arkeolojik eser veya herhangi bir sabit yapıyı, sabahın ilk ışıklarından itibaren saat başlarında akşam gün batıncaya kadar sabit bir noktadan çekmenizi ve sonuçları görmenizi öneririm. Böylece ışığın nesneler üzerindeki etkisini kendi gözlerinizle görüp hafızanıza daha çabuk kaydedeceğinizi söyleyebilirim. Ya da bol bol usta fotoğrafçıların çektiği fotoğraflara bakarak ışığın geliş yönü ve etkilerini gözlemleyip de yapabilirsiniz.

MEKANLARIN VE OBJELERİN FOTOĞRAFLANMASI

Ören yerleri

Bu fotoğraflarla duvarların, zeminlerin binalarla olan ilişkisini ve insitu durumdaki eserlerin detaylarını göstermek çok önemlidir. Fotoğraflar ve planlar birbirini desteklemelidir. Çekilen fotoğraftan o yapının aslı hakkında fikir sahibi olabilmeliyiz. Bundan da öte bakış açısı çok iyi seçilmelidir ki sitenin yapılış amacı, konumu ve kronolojisi belirlenebilsin. Kazı alanını daima bulunduğu topografya içinde göstermek önemlidir.

Eğer kazı alanından herhangi bir yerin fotoğrafı çekilemeyecek durumdaysa, fotoğrafçı o yerin diğer sitelerle (varsa), akarsularla, bitki örtüsüyle, jeolojik durumuyla, kısacası, topografyasıyla bağlantısını gösteren bir fotoğrafı mutlaka çekmelidir.

Bir kazı sırasında pek çok çekim yapıldığı için, ileriki yıllarda belge niteliğini koruması için, her fotoğraf karesinin bir kimliğinin bulunması gerekir. Üzerinde kısaltma olarak kazı yerinin adı, yılı ve plan kare ya da alan numarası bulunması gereken bu kimlik, fotoğraf çekimi sırasında alanine bir köşesine, kuzeyi belirleyen bir ok ve metric bir ölçekle birlikte yerleştirilmelidir. Ölçek yerine bazen insan da yerleştirilebiliriz. Bir oda, bir kesit yüzeyi gibi yakın çekimlerde 2 metrelik renkli jalonlar kullanılmalıdır. Bunların biri dik, birisi de yatay olacak şekilde yerleştirilmelidir. Özellikle kücük boyutlu buluntuların yakın çekimlerindeyse, daha kücük boyutlu ölçeklere gerek vardır. Bu türde kimliği olmayan ve ölçeksiz çekilmiş bir kazı fotoğrafı değerinden çok şey yitirir.

Öncelikle fotoğraflanacak alan ve yakın çevresi çok temiz olmalıdır.İster arkeolojik olsun isterse de doğal olsun tüm yüzeyler çekim öncesi süpürülerek tozdan arındırılmalı, duvarlar derzlerinin açıkça görülebileceği şekilde özenle temizlenmelidir.

Bir kazı alanının yüksek bir yerden ya da kuşbakışı alınmış görünüşleri fotoğrafik belgeleme açısından son derece yararlıdır. Bu amaçla günümüz kazılarında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar uygulanan en etkili yöntem, kazı alanının yanında, monte edilebilir bir fotoğraf kulesi kurmaktı. Fotoğraflar bu kuleden çok rahatlıkla çekilebilmekteydi. Bunun yanında uçak veya helikopterle, balonla çekim yöntemleri de kullanılmaktaydı. Şimdilerde ise dronlar sayesinde tüm bu yöntemler etkilerini yitirmişlerdir. Dronlar için ise özel bir eğitimden geçmek, uçuş öncesi izin almak gibi zorunluluklar getirilmiştir.

Mezarlar

Mezar fotoğrafları mezarın durumuna göre ya yatay fotoğraflanmalı ya da bir tarafa hafif meyledilerek çekilmelidir. Buradaki amaç, mezarın derinliğinin bir taraftan görünür olmasını sağlamaktır. Fotoğraf mezarın nereden kesildiğini gösteren tüm kenar yüzeyleri kapsayacak şekilde çekilmelidir. Bu her zaman mümkün olan bir şey değildir. İskelet çok iyi temizlenmelidir ki tüm kemikler belli olsun. Ayrıca pratik olarak mümkünse mezarın dibinde kalan kum ve çakılda temizlenmeli ki, iskeletmezar ilişkisi anlaşılabilsin.

Oda mezarları ve yeraltı odalarını çekmek oldukça zordur. Giriş, görüş açısı ve ışıklandırma genel problemlerdir. Çünkü çatının çökmesi veya göçük riski gibi tehlikeler mevcuttur. Bu gibi yerlerde çalışılması en kolay makine 35 mm’lik SLR makinelerdir. Dar alanda makineye hakim olmak daha kolaydır. Görüş açısı tamamen odanın boyutuna ve şekline bağlıdır. Tek gözlü mezara sahip bir oda da genellikle sorun çıkmaz ama içeride birden fazla mezar varsa tümününün fotoğraflanması neredeyse imkansızdır.

Eğer tüm alanı gösterecek yatay bir fotoğraf çekmek için gerekli açı yoksa panoromik çekim yapmak en uygunudur. Bazen bir mezar odasının fotoğraflanması için gün ışığı yeterli olabilir. Bu tür yerlerin yansıtıcılarla çekiminin yapılması mümkün olacaktır. Ancak bu tür yerlerin çekiminin yapılması için en uygun yöntem taşınabilir aydınlatma sistemleri ve yansıtıcı kullanmak olacaktır.

Mozaik alanları

Bu tip bir alanda çekim yapmaya atılacak ilk adım, alanın kapı, duvar ve yüzeyle olan ilişkisini göstermektir. Çekimi yapılacak alana uygun ölçü çubuğu ve yön gösteren bir işareti de koymamız bize alan-obje ilişkisi kurma imkânı verecektir. Fotoğraflanacak konu için geniş açılı lens ve yüksek görüş açısına ihtiyaç duyulacaktır. Aydınlatma için günün uygun saatleri seçilmelidir. Duvar gölgelerinin mozaik üzerine veya köşelerine düşmediği bir saati beklemek uygun olacaktır. Çünkü gölge alanlarda kalan bölümlerde mozaik imgelerin detay kaybı olabilir. Mozaik veya çakıl taşı ile kaplı yüzeyi fotoğraflamadan önce tamamen süpürerek temizlemeliyiz. Yüzeyi su ile ıslatarak renklerin aslına ulaşmayı başarabiliriz.

Ancak bazı bölümlerdeki ıslaklık oranı diğer kısımların fotoğrafının çekilmesi sırasında azalacağından renklerde farklılıklar oluşacaktır. Bunu önlemek için suya gliserin katarak buharlaşmasını bekleriz. Bu yolla eşit parlaklık ve renk uyumu sağlarız. Geniş bir alana yayılmış olan bir mozaiğin fotoğrafını çekmek oldukça zahmetli bir iştir. Bunun için yukarıdan kuşbakışı bakılabilecek bir zemin hazırlanmalıdır. Ayrıca objektif olarak geniş açılı bir objektif seçmek ilk başta yetecek gibi gözükecekse de çoğu durumda işe yaramayacaktır. Çünkü geniş açı objektifler deformasyona sebep olurlar. Bu yüzden normal açılı bir objektifle kare kare çekimler yapıp sonrasında bunları birleştirmek daha akıllıca olacaktır.

Kazı alanında insanların fotoğraflanması

Site kayıt altına alınırken eserlerin veya arazinin ne kadar önemi varsa, insanları gösteren fotoğraflara da o kadar ihtiyaç vardır. Tek başına veya grup içinde çalışan insanların fotoğraflarını çekerken arka plana büyük önem verilmelidir. Çalışan kişilerin çalışma ortamının gösterilmesi yaptıkları işin anlaşılmasını sağlar.

Kazı yapılan bölgenin sakinlerinin fotoğraflarının çekiminde ise yeterli nezaketi göstermeye dikkat etmek gerekir. Haklı olarak bazı insanlar yörenin turistik bir parçasıymış gibi görünmek istemeyebilir. Dini nedenlerle fotoğraf çekilmesine karşı olunan yerler dışında fotoğrafçı kendini yore halkına tanıtırsa daha rahat çalışabilir. Ancak bu kabulü mutlaka beklemek gerekir. Aksi takdirde yörede yaşayanlar istemleri dışında kameraların kendisine çevrilmesine sinirlenirse, tepkisini kazı ekibine yönlendirebilir ve hiçbir kazı, halktan gerekli onayı almadan kalıcı olamaz.

Tablet ve yazıtların fotoğraflanması

Ana aydınlatma tepeden, özellikle de sol yandan gelmelidir. Kabartma bir yazıtı oyuk şeklinde göstermek çok kolaydır. Çivi yazılı tabletlerde ışığın yönü özellikle önemlidir. Herhangi bir yerden gelen uygun olmayan bir ışık tableti okunamaz hale sokabilir. Birçok yazıt aşağı yukarı yassı yüzeylere sahiptir. Doğru bir objektif kullanıldığında, kenarlarda optik yanılmalar ve cözünürlük kayıpları oluşmaz. Ancak birçok kil tablet yastık şekillidir ve kenarlara doğru ovalleşir. Bunların fotoğraflarını dar açılı objektiflerle çekmek gerekir ki; kenarda yazılı olan harflerin çarpılma riski azalsın. Genellikle sadece sol üstten gelen tek bir ışığa ve sağ altta bir reflektöre ihtiyaç vardır.

Mezar taşları, kaya kabartmaları, ortostat gibi yüzeylerin fotoğraflanması

Ana aydınlatma tepeden, özellikle de sol yandan gelmelidir. Genellikle sadece sol üstten gelen tek bir ışığa ve sağ altta bir reflektöre ihtiyaç vardır. Birçok kabartma yüzeyli eserin bulunduğu konuma göre çekim saati değişiklik gösterebilir.

Müzelerde fotoğraf çekimi

Müzelerin birçoğunda fotoğraf çekimi yasaktır. Özellikle ışıklı (flash gibi) ve üçayak kullanarak fotoğraf çekimi izine tabidir. Bazı müzeler ücret bile istemektedir. Ancak dijital fotoğraf makinelerinde yaşanan büyük değişimler şimdilik yerini bir sessizliğe bırakmış görünüyor. Zira artık birçok müzede fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekimine ses çıkarılmamaktadır. Buna cep telefonları ile çekim yapmak etki etmiş olabilir. Yasaklanma gerekçesi olarak flash kullanımının eserler üzerinde bozulmalara yol açtığı söylenmekteydi.

Ancak artık ıso permormansı sayesinde oldukça kaliteli fotoğraflar çekilebilmektedir. Bu çekimleri yaparken belki bir monopot kullanmanız bile bazen mümkün olabilmektedir. Küçük ve orta ölçekli çekimler için 35mm-f-1,4, 50mm-f-1,4 veya 80mm. 1,4 gibi objektifler objelerin arkasındaki görüntü kirliliğini silmeleri açısından tercih edilebilir. Böylece objeniz yetersiz ışık altında bile sanki bir stil-life masasında çekilmiş gibi uzay boşluğundaymışçasına etkiler bırakabilir. Ancak yine de izinli ve ışık setleri altında çekilmiş fotoğraflar daha etkileyici ve detaylar hakkında kesin bilgiler vermiş olacaktır, unutmayalım

Etiketler
Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Bize destek olmak için lütfen reklam engelleme yazılımınızı iptal edin.