En iyi fotoğraflar, bir anı kaydetmekten fazlasını yapar. 2026 European Photography Awards, bizi o anın içine çeken; geçici bir harekette biraz daha oyalanmaya, tanıdık bir yere yeniden bakmaya ya da dünyayı beklenmedik bir perspektiften görmeye davet eden görüntüleri ödüllendiriyor.
Bu yılki yarışmaya, 40’tan fazla ülkeden fotoğrafçıların 3.000’i aşkın çalışması gönderildi. Ödüllerin merkezinde sırasıyla Yılın Profesyonel Fotoğrafçısı ve Yılın Amatör Fotoğrafçısı seçilen Kanadalı fotoğrafçı Michelle Valberg ile Almanya’dan Thea Mihu yer alıyor. Onlara; mimari, editoryal, güzel sanatlar, doğa ve insan fotoğrafçılığı gibi farklı alanlarda çalışan dokuz kategori birincisi eşlik ediyor.

Michelle Valberg İki Tür Arasındaki Bir Anı Yakalıyor
Michelle Valberg’in “Edge of the Feast” adlı fotoğrafı, Britanya Kolumbiyası’ndaki Great Bear Rainforest’ta yaşanan kaotik bir anın saniyenin çok küçük bir bölümünü yakalıyor. Bir kambur balina ağzını sonuna kadar açarak yüzeye doğru yükselirken, bir martı da açıklığa doğru alçalıyor ve balinanın erişim sınırını sıyırarak geçiyor. Beslenme anı yaşanırken su balinanın çenesinin çevresinde kıvrılıyor; risk ve fırsatın iç içe geçtiği kısa bir anda iki türü bir araya getiriyor.
Fotoğraf, Doğa Fotoğrafçılığı – Yaban Hayatı kategorisinde yarışmaya gönderildi ve Valberg bu kategoride ayrıca Yılın Profesyonel Doğa Fotoğrafçısı unvanını aldı. Çalışma sonunda ona yarışmanın profesyonel kategorideki en büyük ödülünü, 3.000 dolarlık para ödülünü ve European Photography Awards heykelciğini kazandırdı.
Valberg, 2023 yılında SanalSergi‘nin de röportaj yaptığı bir fotoğrafçı ve kırk yılı aşkın süredir yedi kıtanın tamamında yaban hayatını ve vahşi doğayı fotoğraflıyor. Nikon Elçisi ve Order of Canada nişanı sahibi olan Valberg, yaban hayatı fotoğrafçılığını çevresel hikâye anlatımıyla birleştirmesiyle tanınıyor. Çalışmaları, Great Bear Rainforest’taki beyaz Kermode ayılarından Arktik’teki kutup ayılarına kadar uzanıyor.
Aynı zamanda Canadian Geographic’in yerleşik fotoğrafçısı olan Valberg, Royal Canadian Geographical Society’nin üyesi ve Yönetim Kurulu üyesi, ayrıca The Explorers Club’ın da bir üyesi. Çalışmaları dergi kapaklarında, madeni paralarda, posta pullarında, kamusal sanat enstalasyonlarında ve dünyanın dört bir yanındaki galerilerde yer aldı. 2026 yılında İzlanda’da düzenlenen World Photographic Cup’ta yaban hayatı kategorisinde altın madalya da kazandı.
Bu geçmiş, “Edge of the Feast”i Valberg’in yaban hayatı fotoğrafçılığına yönelik daha geniş yaklaşımı içinde anlamlı bir yere oturtuyor. Fotoğraf yalnızca kambur balinanın büyüklüğünü göstermekle yetinmiyor; hayvanlar arasındaki ilişkiye ve bu etkileşimi yakalamak için gereken kusursuz zamanlamaya dayanıyor. Martı tehlike ile ödül arasında hareket ederken balina kendini tamamen beslenme anına bırakıyor. Böylece ortaya hem karşılaşmanın yoğunluğunu hem de doğal dünyadaki kırılgan bağları anlatan bir görüntü çıkıyor.
Valberg için fotoğrafçılık uzun zamandır koruma ve bağ kurma fikriyle iç içe. Kurduğu kâr amacı gütmeyen Project North girişimi, 17 yıllık faaliyet süresi boyunca 40’tan fazla Arktik topluluğundaki gençlere 2 milyon doların üzerinde spor ekipmanı ulaştırdı. Valberg, yaban hayatı ve vahşi doğaya odaklanan fotoğraf atölyeleri ve keşif gezileri düzenlemeye ve eğitim vermeye devam ediyor.

Thea Mihu Bir Tuz Denizinde Hikâye Buluyor
Vietnam’ın Hon Khoi Tuz Tarlaları’nda kuşaklar boyunca işçiler yalnızca deniz suyu, güneş ışığı ve rüzgârdan yararlanarak tuzu elle hasat etti. Alman fotoğrafçı Thea Mihu’nun “The White Harvest” adlı çalışması, Dong Ninh Hoa bölgesindeki geleneksel tuz hasadını belgeleyerek yüzyıllardır süren bu uygulamayı görünür kılıyor.
Yüzlerce hektara yayılan sığ buharlaştırma havuzlarında az sayıda işçi, fiziksel olarak son derece yorucu olan tuz toplama sürecini sürdürmeye devam ediyor. Mihu’nun fotoğrafı, uçsuz bucaksız manzaranın ölçeğini içinde çalışan az sayıdaki insanla karşı karşıya getirerek tuz tarlalarını hem emeğin bir portresine hem de insanlarla çevreleri arasındaki ilişkinin incelendiği bir alana dönüştürüyor.
Modernleşme geleneksel üretim biçimlerini dönüştürürken, bu görüntü tuzun nasıl üretildiğini belgeleyen bir kayıttan daha fazlasına dönüşüyor. Kuşaklar boyunca varlığını sürdüren bir yaşam biçimini yakalarken, eski çalışma biçimleri modern yöntemlere yerini bırakırken nelerin korunduğu ve nelerin kaybolduğu üzerine daha sessiz bir soru da ortaya koyuyor.
Mihu’nun fotoğrafı, yarışmanın amatör bölümündeki en büyük ödül olan Yılın Amatör Fotoğrafçısı unvanına layık görüldü. Mihu, 2.000 dolarlık para ödülünün yanı sıra European Photography Awards heykelciğinin de sahibi oldu.
Profesyonel Kazananlar Beklenmedik Yerlerde Hikâyeler Buluyor
Profesyonel kategorilerin kazananları, birbirinden oldukça farklı beş fotoğraf dünyasına uzanıyor. Birlikte ele alındıklarında, fotoğrafın bir konuyu ne kadar geniş bir yelpazede yorumlayabildiğini gösteriyorlar; bir kentin geometrisinden toplulukların yok oluşuna, oradan da yaban hayatının ham fiziksel gücüne uzanıyorlar.

Hong Kong’un Yoğunluğu Soyut Bir Manzaraya Dönüşüyor
Hong Kong, yer seviyesinden bakıldığında neredeyse inanılmaz derecede yoğun görünebilir. Derry Ainsworth, Mimari Fotoğraf – Drone kategorisini kazanan “Hong Kong From Above” serisinde bu yoğunluğu soyut bir görsel dile dönüştürüyor.
Tam tepeden bakıldığında konut yapıları ve şirket kuleleri geometri, tekrar ve renk örüntülerine dönüşüyor. Kowloon’un sıkışık yapı dokusu Central’ın anıtsal ölçeğiyle yan yana gelirken, bu perspektif kentin görsel olarak alışıldık özelliklerinin büyük bölümünü ortadan kaldırıyor.
Ainsworth’un mimari tasarım geçmişi, insan yapımı yapıların devasa ölçeği ile yaşamın onların içinde kendine yer bulduğu organik yollar arasındaki gerilimi araştıran bu çalışmaya yön veriyor. Sokak seviyesinden kaotik görünebilecek olan şey, yukarıdan bakıldığında neredeyse grafik bir düzene dönüşüyor.

Lucas Dragone Dönüşüm İçindeki Bir Kentte Yaşamı Belgeliyor
Wuhan’da yıkım çalışmaları bütün mahalleleri değiştiriyor. Lucas Dragone’nin “Silent Resilience” adlı serisi, çoktan ortadan kaybolmuş olanlarla hâlâ yaşamın sürdüğü yerler arasındaki boşluklarda geriye ne kaldığına bakıyor.
Belçikalı fotoğrafçının editoryal serisi, yıkım kararı alınmış mahalleleri izliyor; burada çökmekte olan duvarlar ve molozlar, gündelik hayatın olağan ritmiyle yan yana varlığını sürdürüyor. Binalar yıkılıyor, kuleler yükseliyor, ancak insanlar bu geçiş hâlindeki alanlarda yaşamaya devam ediyor.
Dragone’nin fotoğraflarında belirgin bir gösteriş ya da dramatik bir olay yok. Bunun yerine seri, gücünü sessiz gözlemden alıyor ve çevredeki fiziksel ortam değişirken gündelik hayatın sürekliliğini belgeliyor.

Eva Wang Çekimi Karanlık ve Tekinsiz Bir Şeye Dönüştürüyor
Eva Wang’ın “BLACK HOLE” adlı çalışması oldukça farklı bir yol izliyor. Güzel Sanatlar Fotoğrafı – Portre kategorisinin kazananı olan çalışma, kütleçekimsel çekim fikrini arzu, saplantı ve teslimiyet için bir metafor olarak kullanıyor.
“Bir kara delik gibisin, sana karşı koyamıyorum. İçine çekiliyorum, hükmün altına giriyorum. Özgür irademi kaybettim.”
Çalışmaya eşlik eden metin, çekimden kontrolün tamamen kaybedilmesine uzanan bir süreci anlatırken “spagettileşme” kavramına ve uzay ile zamanın bozulmasına gönderme yapıyor. Ortaya çıkan portre anlayışı, çekimi aynı anda karanlık, tehlikeli ve karşı konulması imkânsız bir şey olarak ele alıyor.

Kral Penguenler Doğanın Sert Koşullarına Karşı Yerlerini Koruyor
Valberg, Doğa Fotoğrafı – Yaban Hayatı kategorisini kazanan “Standing Tall” adlı çalışmasıyla profesyonel kazananlar arasında bir kez daha yer alıyor.
Güney Georgia kıyılarında bir sıra kral penguen, omuz omuza rüzgâra karşı duruyor. Dalgalar çevrelerinde kabarırken ön planda yosunlar kıvrılıyor, uzakta ise kuşların arkasında dağlar yükseliyor.
Kompozisyon tekrar ve karşıtlık üzerine kuruluyor. Penguenler neredeyse tamamen hareketsiz kalırken su çevrelerinde hareket ediyor; uzaktaki dağlar ise mekânın ne kadar ıssız ve uzak olduğunu hissettiriyor. Bu unsurlar bir araya gelerek dayanıklılık, varlık ve yaşamın doğanın sert koşulları karşısında yerini koruması üzerine bir görüntü oluşturuyor.

Roberto Pazzi Yok Olma Riski Altındaki Kültürleri Belgeliyor
İnsan Fotoğrafı – Kültür kategorisinin kazananı Roberto Pazzi’nin “Vanishing Worlds” adlı çalışması, geleneklerini ve yaşam biçimlerini korumanın giderek zorlaştığı topluluklara yöneliyor.
İtalyan fotoğrafçının projesi, uzak coğrafyalarda ve mahrem anlarda dolaşarak küreselleşme ile teknolojik değişimin etkilediği ritüelleri, dilleri, atalara dayanan bilgiyi ve kolektif hafızayı belgeliyor.
Pazzi bu kültürleri yalnızca geçmişten kalma unsurlar olarak ele almıyor. Bunun yerine proje, bugün var olanların ve gelecekte ortadan kaybolabileceklerin görsel bir kaydına dönüşüyor. Her fotoğraf daha büyük bir kültürel hafızanın parçası hâline gelirken, tek bir topluluğun ötesine uzanan bir soruyu da gündeme getiriyor: Kültürler arasındaki farklılıklar ortadan kalkmaya başladığında ne kaybediyoruz?
Amatör Kazananlar Objektiflerini Kültüre ve Mekâna Çeviriyor
Amatör kategorilerin kazananları da Montpellier’nin mimarisinden yerli halkların geleneklerine, volkanik faaliyetlerden kimliğini korumaya çalışan kültürlere kadar birbirinden oldukça farklı konular arasında hareket ediyor.

Montpellier’nin Simgesel Yapısı Organik Bir Forma Bürünüyor
Felipe Martín-Serrano Ortiz’in ödüllü mimari fotoğrafı, çarpıcı bir yapıyı insan ölçeğine indiriyor.
“L’Arbre Urbain: Montpellier’s white canopy”, Sou Fujimoto tarafından tasarlanan L’Arbre Blanc’ı aşağıdan gösteriyor. Devasa konsollu balkonlar dallar gibi dışarı doğru uzanarak koyu mavi gökyüzünün önünde yapay bir ağaç izlenimi yaratıyor.
Yapının altından geçen bisikletliler ölçek duygusu sağlarken, sıra dışı mimariyi Montpellier’nin gündelik yaşamına bağlıyor. Fotoğraf, beton, geometri ve mühendislikle tanımlanan bir yapının içinde neredeyse organik bir nitelik buluyor.

Philipp Schmieja Varlığını Sürdürmeye Kararlı Bir Kültürü Belgeliyor
Philipp Schmieja’nın “Survive to legacy” adlı çalışması, fotoğrafı Sudan’ın Güney Kordofan bölgesine taşıyor; burada Nuba halkı onlarca yıllık çatışma, yerinden edilme ve dış baskıya rağmen geleneklerini korumayı sürdürüyor.
Bu gelenekler arasında güreş ve sopalı dövüş de bulunuyor. Kökeni eski savaş eğitimlerine dayanan bu uygulama, zaman içinde kutlanan bir kültürel etkinliğe dönüşmüş durumda. Big Sura olarak bilinen bu buluşmalar, özellikle hasat dönemlerinde ve festivallerde köylerin temsil edilmesine ve topluluk duygusunun güçlenmesine yardımcı oluyor.
Schmieja’nın belgesel çalışması bu gelenekleri çok daha geniş bir tarihsel bağlam içine yerleştiriyor. Nuba halkı geleneklerinden ve yaşam biçimlerinden vazgeçmeleri yönünde baskılarla karşılaşmış olsa da fotoğraflar, kimliğini korumayı sürdüren bir kültürü gösteriyor.
Proje aynı zamanda kendine özgü bir fotoğraf tarihini de taşıyor. Schmieja, bu görüntülerin Leni Riefenstahl’ın 1960’lar ve 1970’lerde yaptığı tartışmalı çalışmaların ardından Nuba halkına ilişkin çekilmiş ilk fotoğraflardan bazıları olduğunu belirtiyor. Böylece çalışma, daha önce büyük ölçüde o eski çalışmaların bağlamı dışında fotoğraflanmamış bir halka çağdaş bir perspektiften yaklaşıyor.

Fuego Yanardağı Geceyi Bir Işık Nehrine Dönüştürüyor
Andreia Costa için konunun kendisi manzaraydı.
Amatör Doğa Fotoğrafı – Doğal Sanat kategorisinin kazananı “Veins of Fire”, Guatemala’daki Fuego Yanardağı’nın patlaması sırasında çekildi. Yanardağ birkaç saniyeliğine lav ve volkanik malzemeyi geceye püskürterek karanlığı ısı, ışık ve hareketten oluşan bir manzaraya dönüştürdü.
Fotoğraf, jeolojik güçlerin gece gökyüzüne karşı görünür hâle geldiği bu kısa dönüşüm anını yakalıyor. Yüzeyin altında bulunan kadim ve devasa bir güç ortaya çıktığında bir manzaranın ne kadar hızlı değişebileceğini hatırlatıyor.

Fotoğraflar Yok Olma Riski Altındaki Gelenekleri Koruyor
Schmieja’nın amatör kategorilerdeki ikinci birinciliğini kazanan “Fading – the last of their kinds” adlı çalışması, geleneklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan kültürlere bir kez daha yöneliyor.
Proje; çatışmaların, sömürgeleştirmenin, Batılılaşmanın, modernleşmenin ve zorunlu yerinden edilmenin yerli toplulukları nasıl etkilediğini ele alıyor. Diller ortadan kayboluyor, geleneksel kıyafetler ve yemek kültürü değişiyor, ritüeller ve danslar dönüşüyor; bir zamanlar toplulukları tanımlayan uygulamalar genç kuşaklara yabancı hâle gelebiliyor.
Fotoğrafların amacı eleştirmek değil, korumak. Schmieja onları, kuşaklar arasında köprü kuran farklı yaşamlardan parçalar olarak tanımlıyor ve kültürel bilgiyi kaybolmadan önce belgelemeyi amaçlıyor.
Proje nihayetinde dünya, hafızanın onu koruyabileceğinden daha hızlı değiştiğinde ne olduğunu soruyor. Fotoğraflar hem bugünün kayıtlarına hem de kültürel bilginin görünür hiçbir iz bırakmadan ne ölçüde ortadan kaybolabileceğini hatırlatan belgelere dönüşüyor.
2026 Kazananları Dünyayı Görmenin Farklı Yollarını Sunuyor
2026 European Photography Awards kazananları, 40’tan fazla ülkeden fotoğrafçıların gönderdiği 3.000’i aşkın çalışma arasından, eser sahiplerinin kimliklerinin jüriye açıklanmadığı bir değerlendirme süreciyle belirlendi. Yılın Fotoğrafçısı seçilen iki isim ve dokuz kategori birincisinin yanı sıra yarışmada 13 fotoğraf kategorisinde Platin, Altın ve Gümüş ödüller de verildi.
International Awards Associate sözcüsü Thomas Brandt, “2026 European Photography Awards kazananları, uluslararası ölçekte olağanüstü bir fotoğrafik başarı bütününü temsil ediyor,” dedi.
Brandt, “Bu ödüller; vizyonları, disiplinleri ve fotoğraf medyumu üzerindeki hâkimiyetleriyle uluslararası alanda öne çıkan fotoğrafçıları onurlandırıyor. Başarılarını takdir etmekten ve çalışmalarını dünya çapında bir izleyici kitlesine sunmaktan gurur duyuyoruz,” diyor.
Bu yılın kazananlarından ortaya çıkan şey, fotoğrafik mükemmelliğin tek bir tanımı değil. Aksine seçki, mahrem olanla devasa olan arasında özgürce hareket ediyor: bir balinanın üzerinde havada asılı kalan martı, rüzgâra karşı duran penguenler, tam tepeden görülen bir kent, kuşaklar boyunca korunan gelenekler ve karanlığı kısa bir an için aydınlatan yanardağ.
Her fotoğraf belirli bir an ya da mekânla başlıyor. Bir araya geldiklerinde ise daha büyük bir bütüne dönüşüyorlar: fotoğrafçıların hızla değişen dünyaya bakmayı nasıl sürdürdüklerinin ve bunu yaparken hangi hikâyelerin korunabildiğinin bir kaydı.
Görsel kaynakları: European Photography Awards, belirtilen fotoğrafçılar
