İncelemeler

Vivo V70 İncelemesi: Daha İyi Yazılım, Daha İyi Tasarım ve Küçük Adımlar

Vivo V70, yazılım ve tasarım tarafında net bir iyileşme sunuyor. Ancak kamera donanımındaki durağanlık ve temkinli yaklaşım, bu cihazı bir sıçramadan çok kontrollü bir geçiş haline getiriyor. Peki bu, fotoğrafçılar için yeterli mi?

Vivo V70 İncelemesi: Daha İyi Yazılım, Daha İyi Tasarım ve Küçük Adımlar

Amiral gemilerinde olduğu gibi Vivo, orta segmentte konumlanan V Serisi’nde de odağını mobil fotoğrafçılık üzerine kuruyor ve V70 bu yaklaşımı sürdürmeyi hedefliyor. Radikal bir dönüşüm sunmasa da, kullanıcı deneyiminde yapılan kritik dokunuşlar cihazı çeşitli açılardan güçlü ve tercih edilebilir kılıyor.

Bununla birlikte, kaçırılan bazı fırsatlar nedeniyle kusursuz bir halef olduğunu söylemek zor. Yine de 400-500 dolar bandında değerlendirildiğinde fiyat/performans açısından dikkat çekici bir seçenek. V Serisi’nin hızlı ürün döngüsü, V70’i gerçek bir yükseltmeden çok yatay bir geçiş gibi konumlandırıyor.

Tasarım ve Yapı

Akıllı telefon tasarımında markaların birbirini tekrar etmeye başlaması dikkat çekici bir durum. Vivo, bir önceki V60 modelinde V50’ye kıyasla belirgin bir tasarım değişimine gitmişti; ancak V70 ile birlikte bu çizgiyi tamamen terk ederek günümüzde yaygınlaşan köşeli kamera modülü tasarımına geçiş yapıyor. Bu değişimle birlikte Aura Light dolgu ışığının boyutu küçültülmüş olsa da, parlaklık ve ışık gücü açısından bir gerileme söz konusu değil.

Üç arka kameralı, açık renkli ve yansıtıcı arka yüzeye sahip, alt kısmında Vivo logosu bulunan şık bir akıllı telefon, koyu bir arka plan üzerinde gösteriliyor.

İlk bakışta öne çıkan en önemli değişimlerden biri, Vivo’nun telefoto kamerayı yeniden arka kamera sistemine dahil etmesi. Bu hamle, V70 ile markanın X Serisi amiral gemileri arasındaki mesafeyi daha da azaltıyor. Aynı zamanda önceki plastik çerçevelerin yerini alüminyum kenarlar alırken, arka panelden lens kalitesine kadar genel yapı artık daha premium bir hissiyat sunuyor. IP68/69 sertifikasıyla toza ve suya karşı dayanıklılık da korunmuş durumda.

6.59 inçlik AMOLED ekran, V60’taki 6.77 inçlik panelden daha kompakt bir yapıya geçiyor. 120Hz yenileme hızı ve HDR10+ desteğiyle teknik olarak güçlü bir ekran deneyimi sunuluyor. Vivo ayrıca eski optik parmak izi okuyucunun yerine yeni bir ultrasonik sensör entegre etmiş ve bu değişim günlük kullanımda hız ve doğruluk açısından belirgin biçimde hissediliyor. Ancak yenileme hızı tarafında önemli bir detay var: Varsayılan “Akıllı Uyarlama” modunda cihaz 60 ile 90Hz arasında geçiş yapıyor ve 90Hz üst sınır olarak belirlenmiş. “Yüksek” moda alındığında ise 120Hz aktif hale getirilebiliyor. Sorun şu ki, tüm uygulamalar ve oyunlar bu değişime tepki vermiyor; manuel olarak izin verilse bile bazı içerikler 120Hz’i kullanmıyor. Buna rağmen ekran parlaklığı genel kullanımda yeterli seviyede.

Siyah arka plan üzerinde turuncu bir ışık halkasıyla çevrili, ana ekranında Instagram, WhatsApp, YouTube, Spotify, Gmail ve kamera gibi uygulamaların bulunduğu, geometrik siyah-beyaz duvar kağıdına sahip bir akıllı telefon.

V70, orta segment konumlandırmasına uygun olarak Snapdragon 7 Gen 4 işlemciyle geliyor. İçerisindeki 6.500mAh kapasiteli silikon-karbon batarya, cihazın uzun süre aktif kalmasını sağlayarak kullanım süresini ciddi biçimde uzatıyor. Buna karşın hâlâ kablosuz şarj desteğinin sunulmaması önemli bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Özellikle Google’ın Pixel A serisi gibi rakiplerin bu özelliği sunmaya başlaması, bu eksikliği daha görünür hale getiriyor.

İnceleme için gönderilen cihaz 12GB RAM ve 512GB depolama kapasitesiyle geldi; ancak daha düşük fiyatlı varyantlarda bu değerler aşağı çekilebiliyor. Vivo ayrıca boş depolama alanını sanal bellek olarak kullanarak RAM’i artıran Genişletilmiş RAM özelliğini standart olarak sunmaya devam ediyor.

İnceleme modelinde 12GB RAM ve 512GB depolama bulunmasına rağmen, seride 8GB RAM ve 128GB depolamadan başlayıp 12GB RAM ve 256GB’a kadar uzanan farklı seçenekler mevcut. Önceki modellere kıyasla artık eSIM desteği de sunuluyor; ancak bu özelliğin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’daki operatörlerle daha sorunsuz çalışması muhtemel. Kuzey Amerika’da ise seyahat eSIM’leri genel olarak sorunsuz çalışsa da, operatör bazlı kullanımda sonuçlar değişkenlik gösterebilir. Fiziksel SIM kart desteği ise her zamanki gibi mevcut.

Kamera Özellikleri

Aura Light, son birkaç yıldır V Serisi’nin ayırt edici unsurlarından biriydi; ancak bu modelde belirgin biçimde geri plana çekilmiş. Artık daha küçük bir formda ve doğrudan kamera modülüne entegre edilmiş durumda. Ayrıca yalnızca soğuk tonlu ışık üretiyor. Önceki modellerde daha büyük, bağımsız bir halka şeklinde konumlanan bu ışık, sıcak ve soğuk tonlar arasında geçiş yapabiliyordu. Parlaklık seviyesi hâlâ güçlü olsa da artık ana unsurdan çok yardımcı bir bileşen gibi konumlanıyor.

Bu değişimle birlikte odak, Vivo’nun Zeiss ile sürdürdüğü iş birliğine kayıyor. Renk bilimi, görüntü işleme ve düzenleme tarafında daha belirgin bir ağırlık söz konusu. Arka lenslerde hâlâ Zeiss T* kaplama bulunmuyor; ancak bu ortaklığın V Serisi’ne daha derin şekilde entegre edildiği açıkça görülüyor.

Bir el, detaylı desenlere ve sıcak aydınlatmaya sahip simetrik bir tavanı fotoğraflayan bir akıllı telefon tutuyor; telefon ekranı, yukarıdaki mimari detayları net şekilde yansıtıyor.

50 megapiksellik ana kamera (23mm eşdeğeri), Vivo’nun V40’tan bu yana kullanmayı sürdürdüğü Type 1/1.56 Sony IMX766 sensörünü geri getiriyor. f/1.9 diyafram açıklığı ve optik görüntü sabitleme desteği korunmuş durumda.

50 megapiksellik telefoto kamera (73mm eşdeğeri), periskop lens tasarımıyla geliyor ve Type 1/1.95 Sony LYT-600 sensörünü (IMX882) kullanıyor. f/2.65 diyafram ile 3x optik zoom ve optik görüntü sabitleme sunuyor. Bu, Vivo’nun daha önce X200 FE modelinde kullandığı telefoto sistemin aynısı ve özellikle sokak fotoğrafçılığı ile hareketli sahnelerde güçlü performans göstermiş bir yapı.

Bir el, mavi gökyüzü altında yükselen, detaylı kulelere sahip büyük bir katedrali fotoğraflayan bir akıllı telefon tutuyor; telefon ekranında mimari yapı net biçimde odakta.

Buna karşılık, 8 megapiksellik ultra geniş açı kamera (15mm eşdeğeri, f/2.2), aynı OmniVision OV08D10 Type 1/4.0 sensörü kullanmaya devam ederek adeta zorunlu bir ek gibi duruyor. Bu sensör, seride birden fazla nesildir kullanılan eski bir bileşen ve iddialı bir çıkış yapmak isteyen bir marka için soru işareti yaratıyor. Ön kamera tarafında ise 50 megapiksellik (20mm eşdeğeri, f/2.0) Isocell JN1 sensörü yer alıyor. Vivo’nun bu sensörü de V29’dan bu yana tekrar kullanıyor olması dikkat çekiyor.

Yazılım Özellikleri

V70, daha ilk andan itibaren OriginOS ile farklı bir deneyim sunuyor. Daha akıcı, daha rafine ve daha sezgisel bir yapı, V Serisi’ni amiral gemisi sınıfına daha da yaklaştırıyor. Daha önce X300 Pro modelinde ilk kez deneyimlediğim bu arayüzden bahsetmiştim; ancak burada net olan şu: OriginOS, önceki Funtouch OS katmanına kıyasla belirgin bir ilerleme.

Bu, yazılım tarafında V60’tan bu yana görülen en büyük değişim. Zaten V60’ın OriginOS güncellemesi alması da pek olası görünmüyor. Vivo’nun V Serisi için aşırı hızlı ürün döngüsü — ki bana göre gereğinden fazla hızlı — düşünüldüğünde, OriginOS’a geçiş bu segmentte yapılabilecek en doğru hamlelerden biri.

Modern bir binanın zikzak formundaki geometrik balkonlarını gösteren siyah-beyaz fotoğraf; güçlü çizgiler ve gölgeler soyut ve tekrar eden bir desen oluşturuyor.

Bununla birlikte, bu yazılım değişimi kamera sisteminin nasıl çalıştığını ya da görüntü işleme pipeline’ını kökten değiştirmiyor. V60’tan yalnızca sekiz ay sonra gelen bir modelde, donanım neredeyse yerinde sayarken radikal bir dönüşüm beklemek zaten gerçekçi değil. İyi haber şu ki V70 sağlam bir temel üzerinde yükseliyor. Ultra geniş açı kamera zayıflığını hızlıca ortaya koysa da, ana ve telefoto kameralar tatmin edici sonuçlar üretebiliyor.

Kullanıcıya sunulan fotoğraf stilleri ise tanıdık: Zeiss, Vivid, Texture ve Siyah-Beyaz. Portre fotoğrafçılığı ise önceki modellere kıyasla geri planda kalıyor; çünkü Aura Light artık ana çekim noktası değil. Yine de farklı stil seçenekleri ve sanal bokeh kontrolüyle belirli senaryolarda başarılı sonuçlar alınabiliyor, ancak bu alanın ileriye taşındığını söylemek zor.

Bir kişi, üzerinde "CUTE CHILDREN" yazan bir fotoğraf çerçevesini tutarken arka planda taş bir yol üzerinde duran beyaz kazlar ve metal bir çit görülüyor; çevrede yeşillik ve gün ışığı mevcut.

Film Camera modu da önceki modellerden taşınan bir diğer sabit özellik olarak geri dönüyor. V50 incelememde değindiğim bu mod, hâlâ benzer bir işlevsellik sunuyor. Kamera uygulamasında alttan yukarı kaydırarak erişilen bu ayrı arayüz, Polaroid benzeri çerçeveler ve farklı sınır efektleriyle çekim yapmanıza olanak tanıyor. Ancak bu efektler yalnızca çekim anında uygulanabiliyor; sonradan Galeri üzerinden düzenleme yaparak eklemek mümkün değil.

Görüntü Kalitesi

V70’i farklı lokasyonlarda haftalar boyunca test ettikten sonra beni şaşırtan çok az şey oldu. Görüntü işleme pipeline’ı hâlâ güçlü çalışıyor ve piksel seviyesinde incelendiğinde yumuşama fark edilse de, bu cihaz telefon veya tablet ekranında oldukça iyi görünen fotoğraflar üretebiliyor. Asıl soru şu: Bir yıl içinde ikinci iterasyona ulaşılmışken, Vivo neden bekleyip bu modeli doğrudan V60 olarak konumlandırmadı?

Ön planda bir dal üzerinde duran güvercin, arka planda ise net olmayan şekilde Sagrada Família’nın detaylı kuleleri ve açık mavi gökyüzü görülüyor.
Gün batımında, sıcak ışıkla aydınlanan yükseltilmiş bir yaya köprüsünden geçen insanlar; aşağıda yelkenli teknelerin direkleri bulutlu gökyüzüne karşı siluet oluşturuyor.

Vivo’nun güçlü renk bilimi ve ışık yönetimi konusundaki başarısı burada da korunuyor. Bu, serinin karakteristik özelliklerinden biri ve V70 ile birlikte değişmiş değil. İster parlak gün ışığında ister zorlu düşük ışık koşullarında olsun, cihaz beklentinin üzerinde sonuçlar üretebiliyor. Özellikle aynı fiyat aralığındaki bir telefondan gelen kullanıcı için bu performans şaşırtıcı olabilir.

Bunun temel nedenlerinden biri, Vivo’nun kamera sistemine kazandırdığı çok yönlülük. X200 FE modelinde gördüğümüz aksiyon çekimlerine benzer sonuçlar burada da elde edilebiliyor. Aynı şekilde dinamik aralık performansı, donanım tarafındaki sınırlamalara ve yerinde sayan gelişime rağmen, segmenti içinde rekabetçi bir seviyede kalmayı başarıyor.

Alacakaranlıkta, iki büyük klasik sütun arasındaki dar bir boşluktan görülen modern cam bir gökdelen; binanın pencereleri koyu mavi gökyüzüne karşı aydınlanıyor.
Aşağıdan bakıldığında görülen, altın detaylı karmaşık bir tavan; kırmızı ve turuncu duvarlar, kemerli pencereler ve mavi tonlu mermer sütunlarla çevrili.

Buna rağmen benim için asıl mesele şu: Yanımda aynasız kameram olmadığında, bu telefona ne kadar güvenebilirim? V70 çoğu durumda bu güveni sağlıyor. Ancak Vivo’nun V80 modelinde donanım tarafında daha cesur adımlar atması gerekiyor. Ultra geniş açı kamera, bu noktada artık yeterli değil. Yine de önceki modellerde bulunmayan otomatik netleme desteğinin korunmuş olması önemli bir artı.

Yeşil gözlü bir tekir kedi, ağzını sonuna kadar açarak esniyor; dişleri ve pembe dili görünürken kulakları dik ve bıyıkları belirgin.

Öne çıkan özelliklerden biri de hareketi dondurmak için kullanılan Snapshot modu. Özellikle telefoto lens ile birlikte, X200 FE’de olduğu gibi güvenilir bir şekilde konuyu odakta tutabiliyor. Bu modu kullanırken deklanşöre art arda basarak hem doğru anı yakalamayı garanti altına alıyor hem de seri çekim sırasında yükselen ISO değerlerinden kaçınıyorum. Elbette bu durum parlak ışıkta sorun yaratmıyor; ancak yıllar içinde Vivo cihazları test ederken geliştirdiğim bir kullanım alışkanlığı.

Tonozlu tavanlara sahip taş bir şapel; süslü avizeler, ahşap sandalyeler, ortada bir altar, duvarlarda kırmızı perdeler ve altarın üzerinde bir heykel ile sıcak ışık altında detaylı bir iç mekân.

Geniş çekim seçenekleri sunulmasına rağmen uzun pozlama modunun burada yer almaması dikkat çekici bir eksiklik. Oysa cihazın donanımı ve yazılımı bu özelliği rahatlıkla destekleyebilecek kapasitede; önceki V Serisi modeller bunu zaten kanıtlamıştı. Buna karşılık, ekran dokunma işlevlerini devre dışı bırakan ve ses tuşlarıyla fotoğraf çekme, video kaydetme ve lens değiştirme imkânı sunan Sualtı modu mevcut.

Telefoto

Günümüzde sıkça olduğu gibi, telefoto lens kolaylıkla ana tercih haline gelebiliyor. Neyse ki Vivo, V70’i farklı senaryolarda güvenilir performans sunabilen bir telefoto kamera ile donatmış. Özellikle hibrit zoom tarafında etkileyici sonuçlar elde etmek mümkün. Güçlü odak takibi ve başarılı görüntü sabitleme sistemi önemli avantajlar sağlıyor; ancak uzak mesafeden çekim yaparken kontrollü ve bilinçli bir yaklaşım hâlâ kritik. Dar diyafram açıklığı düşük ışıkta işleri zorlaştırsa da, dinamik aralık işleme bu açığı bir ölçüde telafi ediyor. Asıl sorun ise dijital zoom devreye girdikten sonra piksel yapısının hızla bozulması; ışık koşullarından bağımsız olarak detaylar kısa sürede dağılmaya başlıyor.

Kayalık bir çeşme üzerinde yükselen, mızrak tutan bir binicinin şahlanan at üzerindeki bronz heykeli; arka planda tarihi bir taş yapı ve yeşillik bulunuyor.
Fairmont Royal York otelinin önünde ip tutan bir figürün bronz heykeli; arka planda kırmızı neon tabela ve berrak mavi bir akşam gökyüzü.

Ana kamerada olduğu gibi, cihaz varsayılan olarak piksel birleştirme yöntemiyle 12.5 megapiksellik fotoğraflar üretiyor. Tam çözünürlükte çekim yapmak için Yüksek Çözünürlük moduna geçmek gerekiyor. Vivo’nun hâlâ Pro modda tam çözünürlüklü RAW çekime izin vermemesi ise önemli bir sınırlama olarak öne çıkıyor.

Video Özellikleri

Bu kadar kısa aralıklarla yeni model sunmak, mevcut yapıyı geliştirmekten öteye geçmeyi zorlaştırıyor ve V70 de tam olarak bu noktada konumlanıyor. Bu aslında kötü bir başlangıç değil; çünkü V50 ve V60 ile oluşturulan temel zaten güçlüydü. Bu nedenle hem ana kamera hem de telefoto ile elde edilen video performansı tatmin edici — özellikle optik odak aralıklarında kalındığında. Ancak hibrit zoom devreye girdiğinde kalite belirgin biçimde düşüyor.

Pro modda video tarafına yönelik bir kontrol bulunmuyor ve ayrı bir manuel video modu da sunulmuyor. Bu da 24fps kayıt, HDR video çekimi ve Zeiss stil seçeneklerinin eksikliği anlamına geliyor. Aura Light’ın etkisinin azaltılmış olmasıyla birlikte, V70 video tarafında ileriye dönük bir adım atmıyor. Cihaz 4K veya 1080p çözünürlükte 30fps ve 60fps kayıt yapabiliyor. 120fps ağır çekim için ise ayrı bir Slo-mo moduna geçmek gerekiyor. Dual View özelliği ise iki kameradan aynı anda kayıt yapmayı mümkün kılıyor.

Vivo V70 İncelemesi: Radikal Değil Ama Fotoğrafçılar İçin Güçlü Bir Orta Segment

Vivo V70’in en büyük eleştirilerinden biri, kendisini bir önceki model olan ve bir yıldan kısa süre önce çıkan V60’tan yeterince ayrıştıramaması. Ancak V60’ta iyi olan ne varsa, V70’te de aynı şekilde güçlü kalmaya devam ediyor — özellikle kamera sistemi ve fotoğraf odaklı özellikler açısından.

Ultra geniş açı kamera zayıf kalıyor; ancak ana ve telefoto kameralar, özellikle cihazın fiyat segmenti düşünüldüğünde oldukça güçlü performans sunuyor.

OriginOS’a geçiş önemli ve belki de tek başına V70’i V60’tan ayırmaya yeten bir faktör. Bunun ötesinde, büyük markaların alışılmış rotasının dışına çıkmak isteyen fotoğrafçılar için güçlü bir alternatif oluşturan bir orta segment cihaz söz konusu.

Alternatifler Var mı?

Vivo’nun sunduğu tabloya bakıldığında, V60 hâlâ güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor — tek fark, Funtouch OS ile sınırlı kalması. OriginOS, V70’i bu noktada bir adım öne taşıyor. Aynı durum X200 FE için de geçerli; güçlü bir cihaz olmasına rağmen yazılım tarafında bazı belirsizlikler barındırıyor. Daha ciddi bir rakip ise Oppo Reno 15 olabilir; ancak özellikle Reno 15 Pro için ekstra ödeme yapmak, sunduğu kamera performansı düşünüldüğünde mantıklı bir tercih haline gelebilir.

Benzer şekilde Xiaomi 15T ve Tecno Camon 50 Ultra gibi modeller de değerlendirilebilir. Orta segment telefon pazarında seçenekler her zamankinden daha fazla ve rekabet oldukça yoğun. Eğer bulabilirseniz, bir yılı aşkın süredir piyasada olmasına rağmen OnePlus 13R hâlâ güçlü bir alternatif. Nothing (4a) Pro ise telefoto lens sunmasıyla dikkat çeken ve test sürecinde yetenekli olduğunu kanıtlayan ilginç bir seçenek.

Ancak tüm alternatifler bu seviyede değil. Google Pixel 10a, kamera tarafında önceki nesle kıyasla neredeyse hiçbir ilerleme sunmayan bir örnek. Benzer bir yaklaşımın Samsung’un orta segment modellerinde de devam etmesi muhtemel. iPhone 17e ise yalnızca tek bir arka kamera ile geliyor ve mobil fotoğrafçılığı ciddiye alan kullanıcılar için uygun bir seçenek değil.

Satın Almalı mısınız?

Eğer bütçe odaklıysanız ve daha iyi bir yazılım deneyimi arıyorsanız, evet. Kuzey Amerika’da erişimi sınırlı bir cihaz olsa da fiziksel SIM ile çalışabiliyor; ancak asıl yaygınlığı Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Birleşik Krallık pazarlarında.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen SanalSergi'yi gezerken reklam engelleyicinizi kapatın. Açık kalması durumunda site içerisinde içeriklerde kısıtlı erişim sağlayabilirsiniz. Desteğiniz için teşekkürler.